hhhsahin.sitemynet.com
Hasan ŞAHİN
Kurban
Notlar
Üç Aylar
Zümre
Sure ve Dualar
Firavun
Şiirlerim
Şehitlerimiz
Ulukaya
Zekat-Oruç-Teravih-Fitre
Hıdırellez
Bayrak
Ziyarertçi Defteri

Şiirlerim


BENİM

Ne zaman doğdum diye sordum anneme
Yavrum uygun görmüşler seni Ekime
Sorana dokuz yüz elli dokuz! Deme
Kabrimi kazın Ulukaya Köyüme
Sen okudun orta okulu Ulus'ta
Gittim okumadım ilimiz Bartın'da
Gerede İ. H. L. bitirdim Bolu'da
Marmara İlahiyatı İstanbul'da
Öğretmenlik yapıyorum Muğla'da
İki çocuk, bir eşim var Antalya'lı
Yıllar oldu ben yazıya başlayalı
Gazete yetti olamadık kitaplı
Hep düşündüm okunacaksa yazmalı
"Olmaz böyle" dedi kardeşim Mustafa
Yazıların okunsun da kalksın rafa
Beğenmedi yazdıklarını kafa
Bu ilkidir hatalarımız af ola

AH... KÖYÜM!
Suyu soğuktur yazın içilmez
Bağ-bahçe bırakılıp gidilmez
Hiç uğruna buradan göçülmez
El memleketinde yüzler gülmez

Komşular gökgöl aldı canımı
Yer gök sizler duyun feryadımı
Suyun kuruyası ver evladımı
Dostlar teselli edin anamı

Düzkayadan düştü yavrum göle
Acısı beni çevirdi çöle
Gitme sülüğe olaydım köle
Cennet güvercinim git güle güle

Akkayadan yuvarlandı anam
Öksüz çocuklarla kaldı babam
Bakamaz bizlere üvey anam
Diyorlardı buralarda kalmam

Gülmeden alıp gitti dalgalar
Arkandan babam anam hep ağlar
Feryatlara şahit oldu dağlar
İşte dağılıp gitti kalanlar

Kaderde bunlarda varmış gelin
Buralar sizin ziyaret edin
Topraklarınızı terk etmeyin
Mezarlarımızı kaybetmeyin

ÖĞRETMENİM

Okula geldim
Yoktu bilgim
Başımı okşadın
Biricik öğretmenim

Okulumu sevdim
Okumayı öğrendim
Ayrılamam senden
Canım öğretmenim

Oyun oynadım
Hasta oldum
Derdimi sordun
Sevgili öğretmenim

Kurban olayım
Karanlıktaki nurum
Kutlu olsun
Günlerin öğretmenim

İNANDIM

Varlığına birliğine kudretine
İmanı billah ile inandım Ya Rab
Cazibedar dünyanın faniliğine
Ölümün varlığına inandım Ya Rab
Her mahlukun bir halıkı olduğuna
Kainatın tek sultanına inandım
Kesretten vahdete giden yolda
Çıkan engellerde hasretinle yandım
Günahım çok nasıl çıkam huzuruna
Gafursun bağışlarsın bizi inandım
Aciz hakir olarak geldim kapına
Şevkat kanadını açarsın inandım
Solmadan düşen yaprağı düşürene
Ölümün zamansızlığına inandım
Rabbim düçar etme bizi celaline
Affet bahçene koy cemaline yandım
Şahin olsam düşermiyim azabına
Yükümüz ağır kolaylık ver Allah'ım
Sever seni Zeki masivadan fazla
Atma kabir karanlığına Allah'ım


ANNEM

Seni sevdiğimi söyleyemedim
Yanında kıymetini bilemedim
Elini doya doya öpemedim
Yavruna hakkını helal et annem

Sıkıntılar zorluklarla büyüttün
Benimle ağladın benimle güldün
Yokluğumu rüyalarında gördün
Şu gurbet olmasa da doysam annem

Kucağında açlık nedir bilmedim
Damarlarındaki sütünden içtim
Hani senin biricik bebeğindim
Gel de beni kollarına al annem

"Ayrılık ölümden beter" derler ya
Akan göz yaşlarım döndü deryaya
Yokluğun küstürdü beni dünyaya
Geçen günlerim zindan oldu annem

Bilmeden sitemli sözler söyledim
Üzdüm kalbini kırdım hata ettim
Sizlere "öf" bile dememeliydim
Benim kusurlarımı af et annem

Bana her sözün bir nasihat imiş
Anladım ama zaman çoktan geçmiş
Cennet ayaklarının altındaymış
Ne olur duana muhtacım annem

Sözü uzatıp seni yormayayım
Kem söz evlatlarımdan duymayayım
Senin her halinle mutlu olayım
Durağın cennet olsun canım annem


ÖMRÜMÜ VERDİM

Ömrümün en güzel yıllarını verdim
Gün geldi takdir de tahkir de edildim
Hep mutlu olacağım günü bekledim
Derdimi unutup dertler dinledim

Heyecanla başladım görevime
Yıldız olacaktım öğrencilerime
Durmadım varmak için hayallerime
Bu yolda bilim rehber oldu kendime

Genç arkadaşım seni kimse üzmesin
Gençliğin üzerine doğan güneşsin
Yol uzun mesuliyet ağır bilesin
Bir gün sevildiğini de göreceksin

Nazlanma arkadaş ol bahar yağmuru
Mahir ellerdir yoğuran çiğ hamuru
Altın alırsın ayıklarsan çamuru
Damlacıklar ile yeşil olur kuru

Azmedip öğrettinse bir harf birine
O gün sevinerek gidersin evine
Küçüklerle başlarsın büyüklerine
Dağlar var muhtaçtır kum tanelerine

Biz yürürken dönen dünyanın üstünde
Bu yolda gelen de olacak giden de
Hep gideceksin ileri bayrak elde
Kalanlar seni görecek eserinde

İyilerde kötülerde de var izin
Gece-gündüz demeden çalış yok izin
Bitmese de çayın tutmasa da dizin
Sesini bekleyeceksin çalan zilin

Seveceksin sürünen yılan olsa da
Kalbin açık zengine de yoksula da
Ayrılan canlar seni arar her canda
Bu gün de yarın da cansın sen canlarda

Sabırla taşı delen tohum gibi ol
Hak hakikati öğret budur doğru yol
Bozulursan alem bozulur emin ol
Emeklerin giderse boşuna kahrol

Dostum kalemin kılıçtan keskin olsun
Ölsen de gam yeme Peygamber'e dostsun
Sen nursun alnın açık göğsün dik dursun
Ebedi mutluluklar sizlerin olsun

SAĞLIK
Yaşamak için dünyada,
Başlamalıyız işe sağlıkla,
Gezip dolaşacaksın,
Temiz havada.

Aşın varsa kolunda,
Gözün yoksa sigarada
Öksürük olmaz boğazda,
Hastalık yoktur vücutta.

Verem deyip geçme,
Tedaviyi ihmal etme
Erken teşhis
Götürmez ölüme

"Bana fayda sağlayana,
Kolum her gün sıvalıdır,
Aşı günü ağlayana,
Ben derim ki zavallıdır."
POLİS ÇOCUĞU
Okuldan geldim eve
Babamı sordum anneme
Dedi gitti göreve
Uyku girmedi gözüme

Bugünde "Babam" diyemedim
Arkadaşlarım gibi
Oynayıp, gülemedim
Böyle mi olacak kaderim

Beklerken gelecek diye
Rastlamış bir serseriye
Boğuşurken vurulmuş
Götürmüşler hastaneye

Koşarak gittim yanına
Babam sarıldı boynuma
Dedi yavrum ağlama
Canım feda vatana

Ölürsem bayrağı sen al
Kardeşlerin sana emanet
Sizleri korur Emniyet
Ayrılsak da sağ olsun devlet 08/03/2003

PEYGAMBERİM

Sen olmasaydın olmazdı cihan
Seninle huzura vardı insan
İstediğin soruldu miraç da
Ümmetimi bağışla sen bana
Dedin Rabbına. Nasıl sevmesin
Bî çare insan seni Resulüm.
Başa taç, gönlümüze miraçsın
Karanlık dünyamıza ışıksın
Nurun olmasa evren kararır
Mahrum etme bizi şefaatından
Gözümle seni görmedim duydum
Emirlerine şüphesiz uydum
Sana inandım fakat uzaktan
Ahir zaman kuluyum bağışla
Rabbime ulaştıran rehbersin
Bana da şefaat ya Resulüllah
Ahir zaman peygamberisin sen
Peygamberlerin sultanısın sen
Ahmed, Muhammed Mustafa'sen
Aşıkların sevgilisisin sen

Alem rahmetine muhtaç senin
Rahmetini bizden esirgeme
Rabbim! Cemalini görenlerden
Habibini sevenlerden eyle.

KAÇMAYIN

Allah'tan gayrisi fanidir
Bekâ ile Allah ebedidir
Güneş ay Tekvin'in eseridir
Şehitlik gazilik yiğidin payesidir

Dallarda yaprağı yaratan O
Kalplerden geçenleri bilen O
Mazinin de atinin de sahibi O
İnanmasan da rızkını veren O

Resul peygamber Hz. Musa
Mısır'da doğdu Fravun'a bela
O'na Tevrat'ı verdi Mevlâ
Gönderdi Filistin diyarına

Hz. İsa babasız geldi
Rabbi O'na mucize verdi
Kafirlerle mücadele etti
O da resul peygamberdi

Bülbülü kafese atarlar
Kargaya uzaktan bakarlar
Kalem, dil ile tabana alçalanlar
Tavana yükseldiğini sanırlar

Hürriyet; saldırmak değil
Dinsiz yaşamak değil
İslam'a hakaret değil
Allah'ın önünde eğil

Hz. Muhammed'i korudu örümcek
Kafirin gözünü boyadı böcek
Yuvada yumurta görecek
Düşünse kendi kendine gülecek

Mucize akılsızın işi değil
Yalnız peygamberlere verilir
Deniz yarılır dağlar eğilir
Gören imansız imana gelir

Kabe; Müslüman'ın kıblesi
Camiye gelir cenazesi
Mezarda çevrilir gövdesi
Hesap verir akıllısı delisi

Türkiye; kıble değil vatandır
Adın Türk değil Arap'tır*
İnsan öldüren katildir
Katil de cehennemdedir

Bilen de bilmeyen de söylüyor
Eğri sözle özü unutuyor
Hasan! Derdi sana kalıyor
Zavallılar cennetten kaçıyor


BEN SÖYLEDİM

Çalışıp başarmayı
Derlenip toparlanmayı
Sonunda mutlu olmayı
Ben söyledim
Sorana misyonerliği
Dini imanı öğrenmeyi
Bayrağı vatanı sevmeyi
Ben söyledim
Arlı namuslu olmayı
Hırsız huysuz olmamayı
Hayâlı edepli davranmayı
Ben söyledim
İçki uyuşturucu almamayı
Fal bakıp kumar oynamamayı
Ana babaya saygıyı
Ben söyledim
Hıristiyan Yahudi Mecusi...
Bütün dinleri bilmeyi
İslam'ın son din olduğunu
Ben söyledim
Bu toprakların vatanımız
Dost görünen düşmanımız
Beslediğimiz yılanımız
(Olduğunu)
Ben söyledim
Bizimle yaşamak isteyen
Değerlerimize sövmeyen
Misafirimiz olduğunu
Ben söyledim
İnançlara saygılı olmayı
Dostça yaşamayı
Nefretten uzak durmayı
Ben söyledim
Hoşgörülü olmayı
Haksızlık karşısında susmamayı
İkiyüzlünün sözüne inanmamayı
Ben söyledim
Önce insan olmayı
Sevgiyi saygıyı öğrenmeyi
Hainin karşısında susmamayı
Ben söyledim
Aralık;2006

ÖĞRETMENLERİMİZ

İnsan kendini bildi bileli
Hep olmalı düzenli tertipli
Ömür geçer aruzlu-heceli
Yazılılar bekliyor Nursel'i

Yiğitlik görünür Şeyh Şamil'den
Nazlı kibarca hoşlanır gülden
Yorgun bitkin düşmüş vezinlerden
Kim fazla vatan sever Gülşen'den

Yoldaşlarını aldı kenara
Kazım mı düşünür kara kara
Selma gidecek uzak yollara
Gönül nasıl dayansın bunlara

Dalgın dalgın gezer sınıflarda
Fazlaca görünmez sağda- solda
Kim mutlu olmuş ki şu dünyada
Candan dosttur Alaaddin burada

Çok gezmiş çok yerler görmüş belki
Her işten belge almış belli ki
Anlayamadım Arşimet ne ki
Mal-mülk sevgisi mi Ahmet'teki

İşi çok gözü yok yükseklerde
Hareket var mı elementlerde
Ne arar gazda tuzda biberde
Ciddi durur her zaman Nurgül'de

Bir elde kalkan bir elde silah
Amacı dünyayı etmek islah
Sanırsın oluvermiş seyfullah
Faruk'a yardımcı olsun Allah

Geçeceksin dereden tepeden
Bıkmayacaksın boş-dolu sözden
Gözü-gönlü vazgeçmez güzelden
Felsefe sorulur Nilüfer'den

Nasıl çıkacaksın merdivenden
Anlayacaksın karadan-denizden
Anlatacak havadan-debiden
Bugünler nasıl bitecek Nurten

Beyi gelecek göz pencerede
Hiç aksama olmaz nöbetinde
Körelip gidecek mesleğinde
Ders var mı acaba Münire'de

Bir elde baston bir elde fırça
Dert bitmez kıyamet kopmayınca
Nasıl gidecek yağmur yağınca
Hatice falcıdır boş kalınca

Heyecanlı biraz da duygusal
Ev alacak sorun var parasal
Sergi açtığı yerler kamusal
Fatma burada ebediyen kal

Geldik işin sonuna gitsek mi
Arkadaş istediğin destek mi
Hamdi'nin yanına göndersek mi
Seval bildiğini yap desek mi

Mesleğin var boya-baskı desen
İyisin hoşsun gaza gelmesen
Bazen da dilini tutabilsen
Azime biraz da söz dinlesen

Az konuşur ciddidir Azbiye
Gene dersler verildi Ayşe'ye
Kurslarda zor gelir Adile'ye
Emel dua etmiş "kalkmam" diye

Kaybolmuş mecnun bulunmaz Leyla
Mehmet yazlığa gitmiş Gülay'la
Neriman gider-gelir havayla
Fırlatmışlar Yıldız'lara yayla

Kimine az kimine çok para
İçlerinde düşmeyen yok dara
Kim girecek hangi sınıflara
Nermin Sevinç Gül alıyor yara

Akıl dağıtacak danelere
Sormaya gidecek hanelere
Rehber olacak talebelere
Özlem sen derman mısın dertlere

Gelenler siz bakmayın kusura
Devam edelim biz hal-hatıra
Selam olsun kırılmayanlara
Aldırma bugün ağlayanlara

Konuşurken susturana aşk olsun
Yasa-yönetmelik ondan sorulsun
Biraz dinle doğrular senin olsun
Alem bozuldu Yılmaz ciddi dursun

Bırakacak hoplayıp zıplamayı
İş edindi çalgı alıp satmayı
Kimler bırakmadı ki bu dünyayı
Rehber edin Muhammed Mustafa'yı

Etrafını sarar sarmaşık gibi
Kırağıyı görünce bulur dibi
Böyle giderse yitirir güveni
Kutlu olsun ömrün severiz seni

Nezle grip bırakmadı yakayı
Sever pençerede simitle çayı
Karıştırdı rakamlar kafayı
Kendisini sever karadayı

Güne başlarmış dumanı-simitiyle
Kolu sarılmış yazamıyor eliyle
Sevmez burayı gidecek eşiyle
Sevdiğine git Ceylan Atife'le

Kıpır kıpır sarılmış dünyaya
Doyamaz söyleyip oynamaya
Faydası var mı bilmem ukbaya
Yokuş çık hakkın var şen olmaya

Beni sorarsanız bir garibim
Ağlanacak halime gülerim
Bundan hesaba çekerse Rabbim
Arkadaşlar alınmadı derim


İDAREMİZ

Biraz sinirli biraz alıngan
Bu devirde hasta olur insan
Boşa yalvar yakar yok söz tutan
Herkes çok bilmiş ne yapsın Kaptan

Boş vermiş dünyayı gider-gelir
Konuştu mu her şeyi o bilir
Kem söz nedir bilmez çok sevilir
Sanki mülk-i Süleyman denilir

Kalbinde iman düşmesin dara
Ne yapsın Ali düşkün atlara
Kimseyi ayırmaz sınıflara
Sevgi mi muhtaçtır dualara

Mübaşir sanırsın mahkemede
Çelebi olmuş gözü gezmede
Bakarsın otağ kurmuş tepede
Sevenleri görürsün Sevgi'de

Günü geçmiş eski bina bayat
Böyle gelmiş böyle gitmez hayat
Parasız hiç geçmiyor ki hayat
Görev aşkıyla dolu Nurhayat

Güne başlarmış dumanı-simitiyle
Kolu sarılmış yazamıyor eliyle
Sevmez burayı gidecek eşiyle
Sevdiğine git Ceylan Atife'yle

Şairim sözüme aldırmayın
Hatasız olduğumu sanmayın
Sözünüzle kimseyi kırmayın
Tutulmayan sözlere kanmayın

BÖYLEYİZ

Öfleyip - püfleyip gelir işe
Siz aldırmayın bu çilekeşe
Başlamak ister güne pür neşe
Emine hanım yaz bir sevk dişe

Bir elde çay bir elde sigara
Seyfi neden sayıp durur para
Elde çivi-keser vur duvara
Neşet bakacak makinalara

Gene arazi oldu nerede
Kazım emir bekler göz gezmede
Abdullah'a sor Tufan nerede
Yoğrulacak pişmemiş Kadir de

Aç çocuklar yemek ister Hülya
Ayşe çağır çocukları çaya
Hale ne zaman geldi yuvaya
Şaştım kaldım ben de bu yazıya

İdaresinden-hizmetlisine
Öğretmeninden-öğrencisine
Aileyiz kızsak da birine
Seversen katlanırsın dikene

MESLEK LİSELİYİZ

Burada toplanır dünyanın güzelleri
Beceri öğrenir ana-baba gülleri
Birlikte öğretmenleri- öğrencileri
Okulumuzu seven meslek liseliyiz

İlk geldiğimiz günde tanırız dünyayı
Öğreniriz önce yerliyi yabancıyı
Türkçe'mizi İngilizce'yi Almanca'yı
Bütün dünyayı bilen meslek liseliyiz

Çağı okuruz internet-bilgisayarla
Mesleğimiz gülüp oynamak çocuklarla
Halı-kilim ilmik ilmik dokumakla
Sabırla yoğrulan meslek liseliyiz

Fırça-boya alıp götürür tablolara
İğnemizden çıkan süs olur masalara
Giyim için kumaş koşar makinalara
Parmağında marifet meslek liseliyiz

Kız-erkek bir elmanın iki dilimi
Çin’de de olsa arar buluruz ilimi
Hiç sıkıntımız olmaz el ele verdimi
Biz vatanı seven meslek liseliyiz

Atölye-laboratuvar bizim işimiz
Fabrika kütüphaneler iş yerimiz
Evimizde işimizde temizliğimiz
Al bayrağın altında meslek liseliyiz

MUĞLA

Dağlar arasına kurulmuş bir şehir
Sevdayı alıp götürecek yok nehir
Ovası var yüksekçe tütün dikerler
Aşağıda yaylası sebze ekerler

Kazılmış kuyuları var metrelerce
Kuruyup gider dağdan su gelmeyince
Bu sene kar yağdı her taraf göl oldu
Yaylada avcı yaban ördeğini vurdu

Kışın ormanlarında yetişir çıntar
Kızlar göbek adaçayı kekik toplar
Dışarıdan gelen pazarı doldurur
Üç-beş yumurtanın başına oturur

Sevdi mi birini adam gibi sever
Anlarsa sevilmediğini terk eder
Evleri yapacakken sağlam dağlara
Yerleşmişler alt yapısız ovalara

Hanımları bağda tarlada didinir
Erkekleri kahvelerde keyiflenir
Beşikte başlar kızların çeyizleri
Sucuk biber patlıcan süsler evleri

Görürse birini der "geli-batı mı"
Sefil köyleri var doğu mu-batı mı
Karışmaz görünür kimsenin işine
Sevmez uymazsa kendi düşüncesine

Yüzüne dost olur arkandan konuşur
Söz verir işine gelirse buluşur
Çalgı sesini duydu mu çıkar aya
Bir süslendi mi mankenler kalır yaya

Düğünleri akşamları meyhanecilere
Gündüz kalır paralı mevlitçilere
Bakarsın okumuşu görmüşü çoktur
Kendilerinkinden başka doğru yoktur

Makbuldür mallı-makamlısı damadın
Hasmıdır el kızı gelin kaynananın
Yolları mezar gibi asfalt kaldırım
Hizmet isteme yönetmeye ben varım

Kuyular kazdırırım su getirmeye
Mecbur muyum pisliğini götürmeye
Kaz evin dibine foseptik çukuru
Masraflıdır döşettirme bana boruyu

Hikayenin sonu gelmez böyle gider
Hayırlı işlerde insan ömrü biter
İyi-kötü yaptığınla anılırsın
Seni mutlu edecek eserin kalsın

KAR YAĞDI

Sessiz gecenin sabahında gördüm seni
Evinden çıkan çocukların sevincini
Görmeliydin çile çekenlerin derdini
Sevindirdi birini üzdü diğerini

Dünya böyledir kimi güler kimi ağlar
Cebi dolu sırtı abalı ağalar
Bağına-bahçesine ilaç olur karlar
Ne yapsın sobası kapları boş olanlar

Sıcacık odasından dışarı bakanlar
Bacak bacak üstüne atıp kazananlar
Her gün ekmeğinden dilim koparılanlar
Hakkını ararsa toplumdan dışlananlar

Ömründe açlık soğuk nedir bilmeyenler
Çalışmadan milletin malını yiyenler
Yolunu bulmak için el etek öpenler
Kurtulacağız sıkıntılardan diyenler

Pazarlardan dökülenleri toplayanlar
"Vatan kutsaldır" deyip ses çıkarmayanlar
Bu sessizlikten bir şey anlamayanlar
Bir gün hesabını verir caka satanlar

Koltukları "ulufe" gibi dağıtanlar
Koltuklar için keşanede oturanlar
Yıkık-dökük viranede sessiz kalanlar
Mutlu olur mu kira için çalışanlar

Unutmayın ki kimler geldi kimler geçti
Şimdi üzerinde otlar ağaçlar bitti
"Zavallı karnını doyuramadan gitti"
Dedirtmeyin zalim çektirdiğini çekti

Kendine istediğini başkasına yap
İşleri bitiremeyenlerden hisse kap
Sonu faydasız olandan düşersin bitap
İnsana hak yolu gösteren kutsal kitap

İhtiyarlığında arayıp soran olsun
Bugünkü dostların hep yanında bulunsun
Sözü menfaat peşinde koşanlar duysun
Faydasız mala-mülke gözün-gönlün doysun

Aldırma dostum kimde yok ki böyle işler
Hepimizi kandırıyor sahte gülüşler
İşini görür seyyar kıbleli kişiler
Bir gün perişan olur bugün çok bilmişler

ALINMAYIN

Unutma ki çok malın haramsız
Çok konuşursan olmaz yalansız
Malın faydası olmaz zekatsız
Konuşta görelim kaynanasız

Evler konaklar layıktır sana
Alırsın elli- atmış milyara
Faydası olur mu kiracına
İnsanı konuşturur çok para

Nereden buldun diye sorarlar
Emeksizler mirasa konarlar
Baba malı ile caka satanlar
Bir gün üstüne konar baykuşlar

Elin cebinde mağrurlanırsın
Malın-mülkün kendinin sanırsın
Sallanıverse korkar kaçarsın
Mülkün sahibine sığınasın

Bunda alınacak ne var dostum
"Çalmadım" dedin "çalışıp buldum
İşlerimde yaratana uydum"
Hayır sever olduğunu duydum

Sana ne Hasan elin malından
Korkarsın Allah’ın azabından
Sıkıntı çekmesin dostlarından
Hepimiz gidiciyiz dünyadan


CANANIM

Yolum sana gidiyordu
Sıra dağlar yola durdu
Ayrılığın hicran oldu
Haberin var mı cananım

Seviyorsan geleyim mi
Şu dağları deleyim mi
Kan bürüdü gözlerimi
Aç kollarını cananım

Sen nerelerde gezersin
Kalbimdedir sevgin senin
Arşı alaya sığmazsın
Bekletme beni cananım

Şahin ne söyler durursun
Aşk odu seni kavursun
Yolculardan kim ne sorsun
Özlerim seni cananım
17/03/1985

ÖMRÜM
Ömrüm akıyor sular gibi
Zaman eritiyor kar gibi
Kapına geldim âyâr gibi
Çevirme beni eler gibi

Gözler seni arıyor nerdesin
Hatasını af eder misin
Bunlarda bizdendir der misin
Sen gözlerimin içindesin
Kuşadası




BEN ÖĞRETMENİM

Sabah telaş ile kalkarım
Varsa kahvaltımı yaparım
Sonra noksanlara bakarım
Beni bekliyor yavrularım

Geç kalmadım koştum kapıya
Baktım delik ayakkabıya
Toz için sarıldım fırçaya
Kitap-defter koydum çantaya

Yol uzun mesuliyet ağır
Araba desem gelir ağır
Ha gayret açılmasın bağır
Çocukları okula çağır

Yalvar-yakar girdik sınıfa
Noksanlar mı baktım etrafa
Biri yok ona gitti kafa
Gelememiş kaldırdık rafa

Akşam oldu arayıp sordum
Aç-açık viranede buldum
Getirdim sırayı doldurdum
Haydi okuyacaksın yavrum

Gözler pırıl pırıl yanıyor
Hepsi birbirini seviyor
Herkes görevini yapıyor
Öğretmen de mutlu oluyor

Sıkıntılar bir gün aşılır
Hepimiz düzenli çalışır
Fakir zenginlere ulaşır
İnsan varlığını paylaşır

Nefret-kinler kalksın aradan
Faydalan ilimden-irfandan
Bilgin üstün olur mirastan
Senden razı olur yaratan

Üç şey fayda verir insana
Yol okul çeşme yap hayrına
Sevgiyi öğret evladına
Öğren öğret yaz kitabına

İlmi almak için git Çin'e
Yazıktır boşa geçen güne
Yavrum insanlık hizmetine
Teşekkür et öğretmenine

BAHAR ÇİÇEKLERİ

Güllerin bülbüller ile buluştuğu gün
Gönüllerdeki baharların coştuğu gün
Can ile cananın buluştuğu gün bugün
Bugün mutlu günümüz bahar çiçekleri

Gözümüz yolda kaldı sizleri bekledik
Gelecekler diye etrafı temizledik
Hatıralarınızla bazen hüzünlendik
Heyecan getirdiniz bahar çiçekleri

Siz karanlığın üzerine güneşsiniz
Bu yolda üzülecek- sevineceksiniz
Mutluluğa ulaşacak geleceksiniz
Gönlümüzün solmayan bahar çiçekleri

Toprak suya hasret kalmış yeşermek için
Bağ-bostan çiçek-meyve gül-bal vermek için
Yoracak yorulacaksınız yarın için
Yaz-ayaz soldurmasın bahar çiçekleri

Köklere hazan gelmiş filizler yeşersin
Aldırma dostum gül bahçesinde gül-rizsin
Sen sözünle özünle işinle öndersin
Varsın seni anlatsın bahar çiçekleri

Çiçek nedir bilir misin kırlardan gelen
Güzel koku kekik lale sümbül kardelen
Yaylalarda ovalarda yüzüne gülen
Bahçede parkta koşan bahar çiçekleri

Okşamaya kıyamazsın solacak diye
Alınır nasihattan benzer bebeye
Çalışıp hazırlan gelecekte gülmeye
Bahtınız açık olsun Bahar çiçekleri

SEVABI SEV

Ayrılmak için gelmedik dünyaya
Ömrümüz geçiyor daldık hülyaya
Aldandık kapıldık yalan sevdaya
Ayrılık var candan canandan canım

Kalbime yerleştirdiler sevgiyi
Sevgi ile duyar canlı ilgiyi
Hak sevgisi ile yarattı her şeyi
Ayrılmayacakmış gibi sev canım

Belki de aşıklar gibi seversin
Bir gün aşk ateşini seveceksin
Sen sevdiğin kadar sevileceksin
Yaratılanları candan sev canım

Sevdiklerinin ilki olsun Allah
Sonra gelir sevgisi Rasulüllah
İkisi odlumu kalp de darullah
Sevenleri muhabbetle sev canım

Cennete götüren ana-babadır
Sonra vatan sevgisi imandandır
Sende güzel huylar bulunmalıdır
Dost-düşman dert-elem deme sev canım

Sevgi zor iştir söylenme be Hasan
Uzak ol şerrin anası yalandan
Bunları seversen hiç kalmaz tasan
Hatayı unut sevabı sev canım

ÖĞRENCİYİM

Ellerimi ovuşturup huzurunuza geldim
Siz kapılarınızı açtınız bana sevindim
İlk günden beri nasihatlarınızı dinledim
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

Zaman oldu çorabımın rengine karıştınız
Sormadan bizim için etek-gömlek beğendiniz
Neredeyse erkeklere etek giydirecektiniz
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

Geldiyse duvarın kenarına gariban erkek
Gönül eğlendirmezdik kızacağınızı bilsek
Baksan geliyor pencerenin kenarına gerzek
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

"Ama bizim zamanımızda" deyip başlamayın
Belki sizde yaptınız bizim gibi haşlamayın
Gençlik çağımız gene de bizi boş bırakmayın
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

Vursanız da dövseniz de elimiz kalkmaz size
Kalkmayan ele susan dile kızmak neyinize
Hataları af etmek düşer büyüklüğünüze
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

Kıskançlık çekememezlik sardı benliğimizi
Sokakta bıraktık getiremedik sevgimizi
Televoleler alıp götürdü kimliğimizi
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

Şikayetim var beni meşgul eden derslerimden
Saç kesmek için çektiğim nedir matematikten
Geç git feni dilsiz olsam anlarım dikişten
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

İngilizce almanca Fransızca neyimize
Sahip çıkabilsek dilimize tarihimize
Bilgisayar mı öğreteceğiz bebeğimize
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

En değerli varlıklarımız bakmayın kusura
Sizler götüreceksiniz bizi yeni çağlara
Gönlümüzdesiniz terk edemeyiz kasımlara
Sizler de öğrenci olmadınız mı öğretmenim

GÜZEL

Bana "nur yüzlü" diyen dilber
Senin cemalin benden de güzel
Ömür gülüp oynamakla geçer
Seni yaratan senden de güzel

Gel güzeller güzeline gidelim
Yolumuzda var güller dikenler
Bu kahrı çekemezsin güzelim
Düşersen bu yola deli derler

Saçların sararmış selvi boylum
Hazan gelmeden düşme dalından
O tarafa düşmez benim yolum
Ayrılma sen yerinden yurdundan

Bülbül çekermiş tatlı dilinden
Kafes yapmışlar korumak için
Gezip dolaşmak geçer gönlünden
Kula kul olma sevdiğin için

Sorarlarsa beni bende değilim
Kendimi arıyorum ruhumda
Yıkar beni kaybolan günlerim
Ömür biter mutluluk yolunda

Bulamazsam sana selam olsun
Ayrılırsam hakkını helal et
Ömrün mutlu yolun açık olsun
Güzelim başa gelene sabret
04 01 2003

YENGEM

Dil sustu kalem yazmıyor
Göz kurudu yaş akmıyor
Gidiyor dönüp bakmıyor
Bizleri neden bıraktın

Rahmeti boldur Mümin'e
Düşkündün ibadetine
Sığın Rabbin gölgesine
Nur gelir ahiretine

Zamansız koptun dalından
Gittin yerinden yurdundan
Selâm var sana buradan
Korusun seni yaratan

Gelin Halil İbrahim&'e
Sabır evlat- iyâline
Gönül mahzundur gidene
Nasıl kıydın Dilber'ine

Sıkıntılarda bıraktın
Ayrılırken mahzun baktın
Fatma çileli evladın
Dertlerle geçti hayatın

İki minik bir anneye
Sığınmıştın Emine'ye
Ortaktın derde neşeye
Muhtaç bıraktın gülmeye

Ağzından kem söz duymadı
Sensiz dünyaya doymadı
Yerine başka koymadı
Kime bıraktın Abdullah'ı

Kime misafir olalım
Kırıldı kolum kanadım
Senin için dualarım
Yerin nurla dolsun YENGEM
09/05/2003

BULUŞUR

Para mal isteyenin olsun
Elim uzak gözlerim doysun
Yarim canım yanında olsun
Gam çekme sevenler buluşur

Anladım dönüşsüz yoldayım
Merhamet et kurban olayım
Bak sevdim nasıl ayrılayım
Elini uzat can buluşur

Rengini nasıl unutayım
İçimde sızı ağlayayım
Mahf oldum kölen olayım
İzin ve sevenler buluşur

Zaman ayırmış bizi canım
Seviyorum kaynıyor kanım
Allah aşkına yalvarırım
Vazgeçme sevenler buluşur

Yolumda aşılmaz engeller
Onu görmek ister gönüller
Varlığını söyler tüm diller
Ulu Allah'ım afet beni

DUA

Ya Rabbi geldik huzuruna
Kabul et bizi kulluğuna

İnanıyorsan sen ahiret gününe
Sahip ol eline diline beline

Bismillah deyip kalktık sahura
Oruçta kolaylık ver kuluna

Cumayı bekledik geldik huzuruna
Hazinenden verirsin aciz kuluna

Hatalardan kusurlardan koruyansın
Gönül bahçemize mutluluk verensin

Her zorluğun vardır bir karşılığı,
Cennet olsun orucun karşılığı

Eller, gönüller sana açılır,
Rahmetin kullarına saçılır

Malı olup da zekat vermeyenden,
Allah'ım bizi koru cimrilikten

Alan el değil veren el olalım
Fakirlikle sınav etme Allah'ım

Çocuklarımıza zekat aldırma
Allah'ım yoksullukta darda koyma

Günahımı kaldır sevap yaz,
Cennetin anahtarıdır namaz

Zekat ver fakire yoksula dostum,
Vergini ver olsun okulun yolun

Koyunu, sığırı kurda yedirtme,
Bizi zekata muhtaçtır dedirtme.

Zenginlik verirsin dilediğine
Rabbim, ilmi verirsin isteyene

Sadakanla sevindir fakirleri,
Bayram ettir hüzünlü gönülleri

Günahlarımızı bağışlayıp koy cennetine
Allah'ım hasret bırakma bizi cemaline

Cehennemin azabından uzaklaştır,
Bizi affet merhametine yaklaştır

Kıyamet anının şiddetinden,
Koru azabının dehşetinden

Unutturma ahiret hayatını
Aldır ana-baba duasını

Allah'ım şeytana uyup saptırma,
İbadetlerinden uzaklaştırma.

İlmimizi artır, ufkumuzu aç,
Kıyamet yakın bize kapını aç.

Rabbim! Kalplerimizi küfürde koyma,
Kıyameti üzerimize koparma.

Bizleri hayırda yarıştır,
Kötülüklerden uzaklaştır

Bedenimizi su ile temizlet,
Ruhumuzu temizlesin ibadet.

Bu gecenin hürmetine affet bizi
Rabbim cemalinden mahrum etme bizi.

Kabirlerimiz aydınlansın nurundan,
Bir Fatiha okuyan çıksın soyumdan

Ahireti unutup, dünyaya daldırma,
Mal ve evlat sevgisiyle bizi kandırma

ÖĞRETMENLERİMİZE

Sizinle geçti en güzel yıllarımız
İyi kötü günlerimizi siz gördünüz
Sizleri hiçbir zaman unutmayacağız
Bizlere can veren eşsiz güneşlerimiz

Hastalandık her an başımızda
Zor durumda kalsak sizler yanımızda
Güller kadar güzel yüzünüzle
Sevginiz ise her an kalbimizde

Sevmeyi sevilmeyi kısaca her şeyi
Bize siz öğrettiniz bildiğiniz her şeyi
Çin'de olsa arar buluruz ilimi
Sizi çok seviyoruz bilginin gerçek sahipleri

Türkçeden başlayıp İngilizceye
Götürdünüz bizi bilgi denizine
Bazen güldük bazen ağladık hep birlikte
Gel de öğretmenine "seni seviyorum" deme

Hayranız davranışınıza sözünüze
Keşke herkes size benzese
Kimse giremez sizin kadar gönlümüze
Teşekkür ederiz öğretmenlerimize
Z.M.Ş.2006

KIZLARIM

Teslim ettiler otuz beş güzeli
İsteğe göre rehberlik etmeli
Baktım ki kimi suskun kimi deli
Beraber geçireceğiz günleri

İtinalıdır kırmaz etrafını
Az öz konuşur sakınmaz lafını
Böyle git kızım kurtar hayatını
Zeynep bırak nefret duygularını

Küçükken başladı derdi çilesi
Sağlam hasta derken geçti senesi
Ömür tüketir yemişenderesi
Sevdayı kuşatmış şehir sevgisi

Öylede böyle de geçer bu hayat
Bazen sıkıcı olur bazen rahat
Bilmem ayrılıkta kimde kabahat
Huzur dolu gizemli dünya kat kat

"Öf bıktım usandım bunlardan
İsteğimi almadılar mağazadan"
Yoksulları görememiş varlıktan
Mehtap rahatsız olur mutluluktan

Gurur kibir yoktur bilir kendini
İyi yapar arkadaş seçimini
Gülü sever bırakır dikeni
Sergül ayırır yapmacık güleni

Biraz gururlu biraz da kibirli
Dağları sen mi yarattın demeli
İnsan insan olduğunu bilmeli
Selin bazı huyların düzelmeli

Kolaydır başkasında suç aramak
Kırılıyorsan önce kendine bak
Rüzgar dal kırar okşadığı başak
Başarı getirir mi ay gün saymak

Yaratılışı değiştiremeyiz
Bize verilenle yetinmeliyiz
Ahlak ile olur güzelliğimiz
Şengülü uzak dursa da severiz

Boş vermiş bu dünyayı gelip geçer
Ağızını açtımı kesip biçer
Sözünü dinlersen arkadaş seçer
Bir gün bağrı yanık sinemde göçer

Çalışmak olmasa iyi olacak
Yazılılar olmasa başaracak
Kızım ne var ki bunda şaşılacak
Fatma çalışarak ünlü olacak

Haya sıyrılmamış kızaran yüzü var
Oturacaksa insan neden kalkar
Ne kadar da can sıkıyor okullar
Bahar güneşi ile erir karlar

Edeplidir konuşmasını bilir
İnsana önce çalışmak gerekir
Başarıncaya kadar da didinir
Sinemde hata yapmaktan çekinir

Sıkılıyorsun aşırı baskıdan
Evi bulacaksın güneş batmadan
Sevilen saklanır tozdan dumandan
Güleceksin serpilip dağılmadan

Güler yüz tatlı dil konuştukları
Sevdirir kendisini tavırları
Okumak için kat eder yolları
Kaybolmuş ademini arar Havva

Boy uzasın diye takıldı topa
Art niyeti yoktur başlarsa lafa
Dürüst olmaya çalışır etrafa
Güvenilir sadık dosttur Selda da

İçinden geldiği gibi konuşur
Elinden tutulursa olgunlaşır
Olmadık işler kendine bulaşır
Bilmem ki sibelle kimler uğraşır

Neden dalıp gidersin uzaklara
Bu günler de kalır hatıralara
Sıksalar da aldırma sen bunlara
"Bunu sen söyle nalan hocalara"

Dili var sanki fırıncı küreği
Lalenin kontrolü sevmediği
Abbası duyarsa hoplar yüreği
Çiğdem filizlenen bahar çiçeği

Boş konuşur sözü işe yaramaz
Hata etmekten korkar dayanamaz
Kalırsa tek başına yaşayamaz
Sakine varırsa mutlu olmaz

Söz dinlemez yerli yersiz konuşur
Bilmem ki neden herkese karışır
Etrafı kendinden uzaklaşır
Eda ile dost olan çok uğraşır

Kişi dilinin altında gizlidir
En büyük kötülük kendisindendir
Bir söylemeden bin düşünmelidir
Şulenin dili temizlenmelidir

Köyden çıkıp geldi demirci kızı
Türkü söyler çalamasa da sazı
Herhalde bunlar Davud'un mirası
Oynak sanmayın bakarken yıldızı

Sarımsakçı mıdır gelir uladan
Dili mi yok çekinir konuşmaktan
Sıkılmaz elma kiraz toplamaktan
Şimşek beklenir bulutlu havadan

Gezip tozmakla bir yere varılmaz
Başı boş gezene kimse karışmaz
Sorumsuz insanlarla dost olunmaz
Nazlı kızım buralar sana kalmaz

Kimler gelip geçmedi buralardan
Yarasalar hoşlanır karanlıktan
Vakit geçmeden faydalan okuldan
Başka duyulmasın hoş bir sedadan

Gayretsiz başarıya ulaşılmaz
Sevenler seninle ebedi kalmaz
Çalışan başkasına muhtaç olmaz
Kutsa karataş yerinden oynamaz

Yaşayamazsın dünyada kimsesiz
Unutma hayat akıp gider sensiz
Dost olursak hep beraber güleriz
Kırılmazsan olgunlaşırsın filiz

Küçük yaşta binmiş dağlar gibi yük
Anlayamamış kim küçük kim büyük
Bilinmez ki kimden gelir kötülük
Nevcihanda tutulsun güzel günlük

Bu dünya ya geldik ki gideceğiz
Olup bitenden hepimiz dertliyiz
Göçüp giden kervan yolcularıyız
Bozulan sistemlerin ümranıyız

Yalan dolan demez bilir işini
Dağ tepe demeden arar eşini
Yakın bilirse bırakmaz peşini
Ana baba derdi sıkar çiğdemi

Riyakar bugün ak der yarın kara
Üzülme sözlerinden alır yara
Gayemiz divana günahsız vara
Gülşen düşmesin bu dünyada dara

Verecekse Allah hayırlı versin
Okulu bırakıp kafelerdesin
Kızım neden kimseyi dinlemezsin
Melik peşinde gezen melikesin

Güzellikler varken çirkinlik neden
Vuran el uzak kaldıysa sevgiden
Kazlar kargalar ne anlar ki gülden
Cemilede kurtulur bu çileden

"Üf ne var bunda kaçtıksa okuldan
Gelip geçene bakıyorduk parktan
Denedim nefret ettim sigaradan"
Dağ tepe gezmek bekle karacadan

Konuşmuyorsam sanmayın ki dilsiz
Haya ederim olamam edepsiz
Bülbül bağda ister gülü dikensiz
Ayrılırsan bizden neyleriz sensiz

İşte saydıklarım benim kızlarım
Kimine güler kimine kızarım
Bir gün ayrılır bunlarla yollarım
Bahtınız açık olsun evlatlarım
Hasan ŞAHİN
Sınıf Öğretmeni
25/01/2005

NANKÖR KEDİ

Belirdi bahçemde güzel bir kedi
Etraftaki yolunu kaybetti dedi
Bizde gariplere bakmak adettendi
Daim okşarsan mırıldar nankör kedi

Dostlarıyla beraber sevindiler
İzinsiz yoldan çıkanı devşirdiler
Söz dinlemeyenin başına gelenler
Felakettir anladın mı nankör kedi

Günlerce nasihat ettim dinlemedin
Yaptıklarınla yolun sonuna geldin
Dostunun başına geleni görmedin
Senin sonun ne olacak nankör kedi

Hep zararını kendine mi sanırsın
Sen oyna derdine başkaları yansın
Kahrolası güzelliğin sende kalsın
Başımı belaya sokma nankör kedi

Hayatım okşama ile mi geçecek
Kuyruğuna dokunsan pençeleyecek
Bilmem ne zaman hatasını bilecek
Güzel söz duyayım senden nankör kedi

Her mırıldanışta suçu bana attın
Doymayan mideye yalan söze sattın
Hayal aleminde gezinirken battın
Bulunmaz birimisin nankör kedi

Zavallı her işe burnunu sokarsın
Kaf dağında anka kuşunu avlarsın
Buz üstüne bilgilerini yazarsın
Bilmediğini de bilsen nankör kedi

Alkışlayanın var bilir misin neden
Kimi nefretten olur kimi sevgiden
Anlamıyorsun sevenleri gönülden
Dost gerçeği söyler anla nankör kedi

Buradan bir gün ayrılıp gideceğiz
Yarın da birbirimizi seveceğiz
Canım seninle gülüp eğleneceğiz
Başımın tatlı belası nankör kedi

"Nankör" dedim sana alınma sevdiğim
Seninle olacak dirliğim birliğim
Yaratılanları beraber sevelim
Yolun bahtın açık olsun nankör kedi

AĞAM

Alışamadık haram yemeye
Belki de yarın düzelir diye
Yıllar geçti ömür bitti böyle
Ağam ne zaman doyacak mide

Makam-koltuklar yakışır sana
Konuşamam susmak düşer bana
Düşünme bakarız torununa
Ağam kul ettin bizi soyuna

"Hak aramakta nerden çıktı
Yasa-kanun geç-git rafa kalktı"
Dön arkana bak çalışan bıktı
Ağam öncekiler bakan astı

"Devlet işi yapıyorum" deme
Sakın yoksul yetim hakkı yeme
Devletime kimseyi küstürme
Ağam engel olmasan gülmeme

Hangi işin var karşılıksız
"Lüks" dediniz gezelim gömleksiz
Aldınız nereye harcadınız
Ağam olma bu kadar insafsız

Elinde kırbaç vurursun sırta
Gezersiniz kırıta kırıta
Gülüşleriniz dönmüş sırıta
Ağam seni bekler başka kıta

Rezil ettiniz bizi aleme
Söylersem alınırsın sözüme
Böyle koruklar dönmez üzüme
Ağam huzurla gidem evime

Biz sayenizde yolu şaşırdık
Tutulmayan sözlere aldandık
Yalanlara- dolanlara kandık
Ağam boyu-bosu adam sandık

Milletler gidiyor uzaylara
Yoksulluk yapıştı yakalara
Biz gidemiyoruz bayramlara
Ağam som et yakışır ağalara

Kurbanın derisi bize yeter
Ona da birileri göz diker
Belki bir gün gelir çile biter
Ağam bu kadar söz sana yeter

AMİRİM

Özlemdi bende vatan bekçiliği
Taktı mı belime yeni beyliği
Görev aşkıyla yanan yüreği
Kimse bükemez bendeki bileği

Gün oldu başladım kutsal göreve
Nöbette kaldım gelemedim eve
Yavrumu komşu götürmüş hekime
"Alışacaksın" dedim sevgilime

Hava soğuk sıcak bize ne yazar
Gece-gündüz amirim görev yazar
"Hastam var" desem işitirim azar
Arsızın birisi kuyumu kazar

Kural tanımaz birisi çıkmış yola
Sarhoşmuş saldırıyor sağa sola
Yolu düşmezmiş meğer karakola
İşleri hallolurmuş telefonla

Tacirlik yapardı düştüm peşine
Habersizdi zararı kendisine
Çocuğu düştü zehirin içine
Kaybedince ara verdi işine

Duydum yolun kenarında bir çığlık
Alıp götürmüş onu kuralsızlık
Dostları yapmışlar ona düşmanlık
Son durağı olmuş onun mezarlık

Amirim böyle anlatıyor memur
Hep çalışırsak ülke olur mamur
Yufka olmaz mayası bozuk hamur
İnsafsız olma sonra derler çamur

Zaman gelir sıkarlar canınızı
Serseriler denerler sabrınızı
Yurda akıtırsınız kanınızı
Koruyun şanlı al bayrağımızı

Haktan adaletten siz ayrılmayın
Masumun canına sakın kıymayın
İşiniz zor yolunuz olmuş mayın
Kem söz sahibinin sakın duymayın

Günleriniz ömrünüz kutlu olsun
Vatan-millet sizinle huzur bulsun
Şehitleriniz cenneti doldursun
Polisim güvenimsin gururumsun

MEMLEKETİM

Doğup gözümü açtığım
Sokağında oynaştığım
Dünyayı ilk tanıdığım
Hasret dolu memleketim

Soğuk sularından içtim
Senin içinde yetiştim
Akan sularında çimdim
Eşin cennet memleketim

Kıvrım kıvrım yollarında
Akıp giden sularında
Avcılar ormanlarında
Sevgin kalb de memleketim

Bağrı yanık anaların
Uzaklarda yavruların
Bizi ayıran dağların
Suçu nedir memleketim

Kaç yıl ayrı kalmışım
Yandı kor oldu ateşim
Kavuşacak mı belki naşım
Beni de al memleketim

Kaderin uçmak şahinim
Sevenler sevgilim benim
Sevdiğim için çekerim
Yuvam yurdum memleketim
15/11/1985