hhhsahin.sitemynet.com
Hasan ŞAHİN
Kurban
Notlar
Üç Aylar
Zümre
Sure ve Dualar
Firavun
Şiirlerim
Şehitlerimiz
Ulukaya
Zekat-Oruç-Teravih-Fitre
Hıdırellez
Bayrak
Ziyarertçi Defteri

Firavun


firavun.jpg

FİRAVUN'UN HALİ
Kur'an'da en çok kendisinden bahsedilen peygamberlerden biri de Musa (a.s.)'dır. Yokluk yıllarında Mısırda doğmuş Firavun'un gazabından kurtulmak için bugünkü Filistin topraklarına kaçmış orada peygamberlikle görevlendirilmiştir. Tekrardan Mısıra gidip Firavunu Allahın dinine davet etmesi istenmiştir. Firavun ise yanında bulunun veziri Hamanın sözüne bakarak Musanın davetine kulaklarını tıkamış sonunda da cezayı hakketmiştir.
Musa a.s kendisini defaten davet ettiği halde her defasında mısırın yerli halkı ile beraber kabul etmemişlerdir. Kendilerine gösterilen mucizelerden ve belalardan ders almamışlar, her defasında inanacağız demelerine rağmen bela başlarında gidince vazgeçmişlerdir. İsarailoğullarına zulmetmeye ve ortadan temelli kaldırıp, onlardan kurtulmak için firavun ordusu ve halkı ile beraber hazırlığa başlamış, bu durum ise Musa (a.s.) Allah tarafından bildirilmiş, isarailoğullarını mısırdan alıp hemen Filistin tarafına gitmeleri emredilmiştir.
Musa a.s. İsraloğullarını hemen toplayıp kızıl denizin kenarına gelmiş asasını denize vurmuş, deniz ise Allahın izni ile oniki kola ayrılmıştır. İsariloğlları bu yolardan Filistin tarafına geçince dağlar gibi olan denizin dalgaları Musa (a.s.)'mı takip eden Firavun ve ordusunun üzerine gelmeye başladığında; Firavun:
"İnandım: gerçekten İsariloğullarının iman ettiğinden başka ilah yoktur. Bende ona teslim olanlardan, Müslümanlardanım."demek zorunda kalmış, fakat;
"Şimdi mi; başın dara gelince iman ediyorsun? Hâlbuki sen, ömrün boyunca isyan etmiş, fesatçılardan olmuştun!" imanı kendisine hiç fayda vermemiştir. Şu ayetin de muhatabı olmuştur:
"Ey Firavun! Senden sonra geleceklere ibret olman için, bugün senin bedenini cansız olarak kurtarıp sahilde bir tepeye atacağız. İşte insanlardan birçoğu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler." (Yunus; 92)
Firavun iman etmeye yöneldiği zaman hemen devreye giren Haman; kızıl denizin kenarına gelip denizin yarılığını görünce;
"Ben buralara defaten geldim, böyle bir şey görmedim, girmeyelim bu yola, helak olacağımızdan korkuyorum." dediyse de fayda etmemiş Firavun onun sözünü dinlememiştir.
Firavunun atı deniz içindeki bu yola girmekten çekindi. O sırada Cebrail (a.s.) bir kısrak üzerinde gelip Firavun'un atının önünde durdu. Erkek at, onu, kokladıktan sonra, Cebrail (a.s.) kısrağını denizdeki ola sürdü. Firavunun atı da arkasına takıldı. Firavunun denizde açılan yola girdiğini gören orduları da arkasına takılıp denizde açılan yola girdiler. Cebrail (a.s.) önde, firavun ve orduları da arkadan onu takip ettiler. Mikail (a.s.) da arkada at üzerinde durup geride kalan Firavun'un kavmini,
"Sahibinize kavuşun" diyerek teşvik ediyor, gayrete getiriyordu.
Önde Cebrail (a.s.) sahile çıkanca, arkadan da Mikail (a.s.) denize girmeyen kalmayınca, denizin dağlar gibi dalgaları Firavun ve ordusunun üzerine geldiğinde;
"İnandım" diyerek secdeye varması da kendisine fayda vermemiştir.
Bu ayeti; 1144 yılında yaşamış olan Zemahşeri, kendisinden sekiz asır sonra bulunacak olan bu cesedi şu şekilde açıklamıştır:
"Seni deniz kenarında bir köşeye atacağız. Cesedini tam, noksansız ve bozulmamış halde, çıplak ve elbisesiz olarak, senden asırlar sonra geleceklere bir ibret olmak üzere koruyacağız."
Yukarıdaki ceset Milattan önce 3000 yıllarında yaşamış olan Mısır hükümdarlarında İkinci Ramses'e ait olduğu iddia edilmektedir.
Bu cesed İngiliz Araştırma ekiplerince Kızıldeniz Sahilinde bulunmuş, bugün Londra'daki British Müzesinde sergilenmektedir.
Dikkatlice bakıldığında Firavun'un secde halinde olduğu görülmektedir. Bu da Allah'ı inkar etmeye kalkışanlara bir ibrettir.
Hala mı ibret almayacaksınız!