|
Üç Aylar:
Kameri aylardan "Recep, Şaban ve Ramazan" aylarına Müslümanlar arasında üç aylar denir. Bu aylardaki kandil gecelerinin ve sonuncusu olan Ramazan ayının ayrıca bir önemi vardır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu aylarda çok ibadet eder, yoksullara daha çok sadaka verirdi. Şaban ayında çok oruç tutardı. "Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır" buyurdu.
Recep ve Şaban ayları rahmet ayı olan Ramazan'ı karşılayan aylardır, Ramazan'ın müjdecisidirler. Bu aylarda çok tevbe edip, namaz kılmalı. Kur'an okumalı ve dûa etmelidir. Bu günleri şöyle ifade edebiliriz; yeni bir elbise giymek her zaman bizi sevindirir, ama yeni elbiseyi bayramda giyersek daha çok sevinmiş oluruz. Rabbimiz için her gün birbirine eşittir. Mübarek gün ve geceler de manevi bakımdan daha da önemlidir, Rabbimize yakınlaşıp yalvarma zamanları olduğu için ibadet ve dûaların, hayır hasenatın kabul edilme ihtimalinin daha çok olduğu zamanlardır.
Mevlid Kandili:
Mevlit; terim olarak Peygamber (s.a.v.) Efendimizin doğumu demektir. Peygamberimiz miladi takvime göre 20 Nisan 571 de doğmuştur. Bu, ay takvimine göre Rebiulevvel ayının on ikinci gecesine isabet etmektedir. Peygamberimzin annesi Hz. Âmine (Emine) bu olayı şöyle anlatmaktadır:
Resülullaha yüklendikten altı ay geçince bir gece rüyamda bir adam gelip: "Ey Âmine! Kesinlikle bilmiş olasın ki, sen alemlerin hayırlısına hamile oldun. Doğurduğun zaman adını Muhammed koyasın ve durumu kimseye bildirmeyip saklayasın” dedi. Abdülmuttalib'in Kabe'yi tavaf etmekte olduğu bir gün ben evde yalnız kalmıştım ve doğum vakti yaklaşmıştı. Kulağıma bir ses çaldı, korkmuştum. Baktım ki bir ak kuş geldi, kanadıyle arkamı sığadı, o anda benden korku ve ızdırap kalkmıştı. Yanıma baktım, bir ak kase ile şerbet sundular, şerbeti iştim, beni o anda büyük bir nur kapladı. İşte bu esnada Rasulüllah (s.a.v.) doğdu bir de ne göreyim? Abdu Menaf kızlarına benzer bazı hatunlar benim etrafımda dönüp duruyorlardı, her birinin boyu, yükseklikte hurma ağacını andırıyordu."
Mevlid yazarı Süleyman Çelebi’nin dilinden;
"Doğdu ol saatte ol Sultan-ı din
Nura garkoldu semavat-ü zemin."
İnsanlığın kurtuluşuna vesile olan bu olay İslam dünyasında mevid olarak kutlana gelmiş ve bundan sonrada kutlanacaktır, inşaallah.
Abdulmuttalib, Peygamberimizin dedesidir. Babası vefat ettiğinde henüz annesinin karnında altı aylık kadardı.Hz. Âmine'de Abdulmuttalib'in yanında kalıyordu.
Regaib Kandili:
Kameri aylardan (ay takvimine göre) Recep ayının ilk Cuma gecesine rastlayan geceye "Regaib" denir. Regaib; nefis, kıymetli, değerli, çok lütuf ve ihsan, nimet, rahmet, iyiliği bol... gibi analmalara gelmektedir.
Regaib gecesi denilince; çok lütuf ve ihsanla dolu, rahmeti, nimeti, bereketi bol, iyiliği çok, kıymeti, değeri büyük bir gece anlaşılmaktadır.
Bu gece de Perygamber Efendimiz, Allah tarafından değerli ve manevi ikramlara erişmiş, bunun için de Allah'a şükür ve hamd için namaz kılmış ve dûa etmiştir.
Allah Teâla'nın kullarına bol bol ikram ve ihsanda bulunduğu; dûaların ve tevbelerin kabul olunduğu mübarek bir gecedir. Bu geceyi önemine yakışır bir şekilde geçirmek gerekir.
Yine bu gecede ilk defa, sabahlı akşamlı olmak üzere iki vakit namaz farz kılındığını söyleyen islam âlimler i vardır.
Mirac Kandili:
"Kulu Muhammed'i bir gece Mescidi Haram'dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Doğrusu O, işiten ve görendir." (İsra; 1)
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir takım sıkıntılarla karşılaştığı bir sırada Cenab'ı Hak, O'nu Miracla mükafatlandırmıştır. Mirac hâdisesi Peygamberimizin Medine'ye hicretinden birbuçuk sene evvel olmuştur. Kameri aylardan Receb ayının 26'yı 27'ye bağlayan gecede olmuştur. Bu olay Kur'an'da "İsra" kelimesi ile anlatılmaktadır. Ayrıca Kur'an'da bir sürenin de adıdır. Sözlükte "geceleyin yürüme" anlamına gelmektedir. Bu olayı anlatırken Peygamberimiz geceleyin göğe çıkarıldığını ifade etmektedir.
Olay şöyle cereyan etmiştir:
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Kabe'nin yanındaki Hatim'de yatmış uyku ile uyanıklık arasında iken, başka bir rivayete göre ise Amcası Ebu Talib'in kızı Ümmi Hani'nin evinde iken Cebrail (a.s.) gelip, göğsünü yarıp zemzemle yıkayarak hikmetle doldurdu. Burak adlı binite bindirilip Cebrail ile beraber Mekke'deki Mescidi Haram'dan Kudüs'teki Beyti Makdis'e gidildi. Orada bütün Peygamberlerle namaz kılındı. Sonra yüksek makamlara çıkılacak bir mirac, bir manevi merdiven kuruldu ve gök katlarına doğru yolculuğa çıkıldı. Birinci katta Hz. Adem'le, ikinci katta İsa ve Yahya (a.s.) ile, üçüncü katta Hz. Yusuf ile, dördüncü katta Hz. İdris'le, beşinci katta Hz. Harun'la, altıncı katta Hz. Musa ile ve yedinci katta Hz. İbrahim ile görüşüldü. Sonra Sidrei Münteha sahası açıldı ve Beyti Mamur gösterildi. Sonra beş vakit namaz farz kılındı. Cebrail (a.s.) Sidre'den öteye geçemedi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz oradan Kurbi Zat'a Refref adlı özel bir binite bindirilerek götürüldü. Cenabı Hakk'a ok yayının iki ucu kadar hatta daha da fazla yaklaştırıldı. Burada bir çok sırlara eriştirildi. Rabbi ile mekandan münezzeh olarak konuşturuldu. Tekrar Refref ile Sidre'ye döndürüldü. Orada Cebrail (a.s.)'ı asıl şekliyle gördü.
İki yayın ucu kadar yaklaşma sadece Hz. Muhammed (s.a.v.) nasib olmuştur. Peygamberimiz, bu olayı Mekke'lilere anlattığında müşrikler inanmamışlar ve ona Kudüs hakkında sorular sormuşlar. Peygamberimiz sorulan sorulara doğru cevaplar vermiş. Yine gelmekte olan bir kervanın nerede olduğunu sormuşlar ve Peygamberimiz onlara doğru cevaplar vermiş, kervan geldiğinde kervandakilerin verdiği cevapla peygamberimizin verdiği cevap aynı olmuştu. İnkarcılar yine de inanmamışlardır. Hz. Ebu Bekir bu olayı duyunca hemen tasdik etmiştir. "Muhammed (s.a.v.) söylüyorsa doğrudur" demiştir.
Mirac'da Peygamber (s.a.v.) Efendimize verilenler:
1. Bakara suresinin son ayetleri: "Amennarrasulü" bu ayetlerle Müslümanların sıkıntılarının sona ereceği müjdesi verilmiştir.
2. Muhammed ümmeti içinde Allah'a ortak koşmayanların cennete gireceği müjdesi verilmiştir.
3. Beş vakit namaz farz kılınmıştır.
İsra süresindeki on ik esas bu gece Müslümanlara bildirilmniştir.
1. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin.
2. Ana babaya iyi davranın.
3. Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hakkını verin.
4. Cimri ve israfçı olmayın.
5. Evlatlarınızı fakirlik korkusuyle öldürmeyin.
6. Fuhuş ve zinaya yaklaşmayın.
7. Cana kıymayın.
8. Yetimin malına doğru olmayan bir surette yaklaşmayın.
9. Verdiğiniz sözü tutun (ahdi yerine getirin).
10. Ölçü ve tartıda hile yapmayın.
11. Hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyin ardına düşmeyin.
12. Yer yüzünde gurur ve kibirle yürümeyin, büyüklük taslamayın.
Berat Kandili:
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyuruyor;
"Şaban ayının yarısı, "Berart Gecesi" gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: "Benden af dileyen yok mu? Onu af edeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifâ dileyen yok mu? Şifâ vereyim!" Allah Teâla Şaban'ın on beşinci gecesi "Berat Gecesi" tecelli eder ve ana babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar."
Kameri aylardan Şaban ayının on dördünü on beşine bağlayan geceye "Berat Gecesi"denir. Bu gece şu isimlerle anılır;
a. "Mübarek": bereketli, manevî olarak verimli, feyizli ve kutlu bir gecedir.
b. "Beraet": Allah (c.c.) bu geceyi iyi değerlendirenlerin günahlarını af edip, suçlarını bağışlayarak temize çıkaracağını vaat etmektedir.
c. "Berat (Sâk): Allah (c.c.) bu geceyi şanına yakışan amellerle değerlendirenleri, beğendiği kulları arasına seçip ayıracaktır.
d. "Rahmet": bu gecenin önemini kavrayan ve uygun işler yapan Müslümanlar, esirgeyen bağışlayan Allah (c.c.)'ın ihsanına ulaşacaklardır.
Bu gecenin özellikleri;
1. Her önemli işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır. Allah (c.c.) tarafından meleklere ecel ve rızıklarla ilgili bilgi verilir.
2. Bu gecede kılınan namazların, okunan Kur'an'ın, yapılan tevbelerin, zikirlerin ve dûaların Allah (c.c.) katında değeri çok büyüktür.
3. İlahi feyiz ve bereketle dolu bir gecedir.
4. Bağışlanma gecesidir.
5. Bu gecede Peygamber (s.a.v.) Efendimize şafaatın tamamı verilmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, şefaatın üçte biri verilmiş; ondördüncü gecesi yine istemiş üçte biri daha verilmiş, onbeşinci, Berat Gecesi tekrar istemiş ve bu gece şefaatın tamamı verilmiştir.
Bu geceden;
Büyücüler, kindarlar, içkiye düşkün olup bunda israr edenler, ana babasını incitenler, zina etmekte israr edenler yararlanamazlar.
Kadir Gecesi:
Bismillahirrahmanirrahim
"İnnâ enzelnâhü fî leyletil kadr.
Ve mâ edrâke mâ leyletülkadr.
Leyletülkadri hayrün min'elfişehrin.
Tenezzelü'lmelâiketü verrûhu fîhe bi'izni rabbihim min külli emrin.
Selâmün hiye hatta madleğil'fecr."(Kadir; 15)
(Doğrusu biz Kur'an'ı kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin o büyük değerini sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve ruh, Rab'lerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O gece tan yeri ağarıncaya kadar bir selâmdır.)
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz tarafından Ramazan ayının yirmisinden sonraki gecelerde aranması tavsiya edilen Kadir Gecesi, ülkemizde ve bütün İslam aleminde Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi kabul edilerek kutlanagelmiştir. Bu geceden sonra da her birini Kadir Gecesi gibi kutlanması ve değerlendirilmesi daha güzeldir. Gizlenmesinin sebebi de belki de Ramazan gecelerini ve gündüzlerini ibadetle geçirip Allah (c.c.) rızasını kazanmak olsa gerek.
Kadir Gecesinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;
1. Kur'anı Kerim Peygamber (s.a.v.) Efendimize bu gecede inmeye başlamıştır.
2. Bu gecede yapılan ibadet, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin ay ibadetten hayırlıdır.
3. Bir yıl içinde meydana gelecek şeyler hakkında Allah'ın ezeli takdiri meleklere açıklanır ve duyurulur. Bundan dolayıdır ki bu gece "hüküm" gecesidir.
4. Kadri ve kıymeti çok olduğu için "şeref ve azamet" gecesi diye yorumlanır.
5. Kadir Gecesinde inen meleklere yer yüzü dar geldiği için; "tazyik" gecesi diye yorumlanır. Tazyik ve sıkışıklıktan kasdedilen değerli ve hayırlı işlerin ortaya çıkmasıdır.
6. Değeri ve kıymeti çok olduğu için, Kur'an'da hakkında bir sure inmiştir.
Mübarek gecelerin değerlendilmesi;
1.Bu gecelerde, diğer gecelerden daha fazla ibadet edilmelidir. Özellikle geçmiş namazlar kaza edilmelidir. Kaza namazı olmayanlar de nafile namaz kılmalıdır.
2. Kur'an okunmalı, okuyanı dinlemeli, Kur'an'ın emir ve yasakaları üzerinde düşünmelidir.
3. Çok dûa etmelidir.
4. Tevbe edip, günahlardan arınmak için Allah'a yalvarmalıdır.
5. Zikir ve tefekkür etmeli; Rabbimize olan iman, sevgi ve bağlılığımızı tazelemelidir.
5. Dini sohbetlerde bulunulmalıdır. Dinimizin emrettiği emir ve yasaklara kulak vermelidir.
6. Aile bireylerini de bu gecelerden mahrum bırakmamalıdır. Onlarında sohbet edip, dini bilgilerden nasiplenmesini sağlamalıyız.
|