|
BAYRAK
Her toplumun kendine has özellikleri vardır. Bunlar; örf-adet, din ve ahlak kurallarıdır. Toplumun yaşam şeklini belirleyen bu kuralların çıkış yeri genellikle inançlardır. Toplumun değerleri her ne olursa olsun birileri tarafından hakir görülmeye, aşağılanmaya çalışıldığında infialler, toplu ayaklanmalar kendini gösterir.
Brahmanizm'in yaygın olduğu bir bölgede Brahmanların kutsal saydığı ineği her ne şekilde olursa olsun rahatsız edemezsin. Çünkü inek onların kutsalıdır.
Yahudilerin ibadet yeri olan havraların giriş kapılarında ve İsrail'in bayrağında, Davud (a.s)'ın mührünü temsil eden iç içe girmiş iki üçgenin simgelendiğini görürüz.
Kiliselerin mimarisinde, Hıristiyan din adamları ve dindarlarının kolyelerinde ve küpelerinde de haç resmi vardır. Halkı genellikle Hıristiyan olan ülkelerin bayraklarında da haç resmini simgeleyen artı işaretini görürüz.
Halkı Müslüman olan ülkelerin bayraklarında da genellikle hilal, hilal - yıldız vardır. Müslümanlar da kolye ve küpelerinde bu simgelerin olmasına dikkat ederler.
İstanbul'daki Karacaahmet Mezarlığı gibi eski mezarlıklarımızda genellikle selvi ağaçları dikildiği halde, azınlıkların mezarlıklarında da çam ağaçları vardır. Bunlarında ne anlamı var demeyin. Hıristiyanlıkta çam ağacı kutsaldır. Yılbaşı gecelerinde süsledikleri çamları düşünün, dalları yere genelde paralel olarak yayılır. Belki de ağaç kesip - biçildiğinde haç işaretine benzeyebilir!
Bizim edebiyatımızda selvi elifi, elif ise Kur'an alfabesinin ilk harfidir. Aynı zamanda selvi bir güzeli de temsil. ...yürü selvi boylum... gibi. Selvi ağacında eğrilik yoktur. Dosdoğru, derli topludur. Dalları sağa sola yayılmaz.
Minber ve minarelerimizin tepesine de bayrağımızdaki hilal ve yıldızın alem olarak yerleştirildiğini görüyoruz.
Tarihi kışlalarımızda ve hamamlarımızda bayrağımızın şekli yapılmamıştır. Bunun yerine lale resmi vardır. Çünkü bayrak kutsaldır. Ola ki kışlada yatan askerlerimizin zorunlu olarak yıkanma ihtiyacı olabilir. Hamamlarımız da pisliklerden temizlenme yeridir. Evet kutsal olan bayrağın buralarda olması uygun değildir. Çünkü ecdadımız böyle düşünmüş.
Biz bayrağımıza gelelim. Bize anlatılan Çanakkale veya bir başka savaşta şehitlerimizin kanı çok akmış, gecede üzerine ay-yıldızın gölgesi düşmüş oradan alınmış diye anlatıldığını hepimiz değişik şekillerde de olsa hatırlarız. Doğruluk payı olabilir. Ama dünyadaki diğer Müslüman devletlerde de ay, ay-yıldız, yıldızın ise beş çıkıntılı olması manevi, dini bir sembol olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir.
Suudi Arabistan'ın bayrağında da, kelime i tevhid ve kılıç resmi vardır.
Bayrağımızdaki hilal Osmanlılar döneminden itibaren vardır. Osmanlıca'da her harfin bir rakamsal değeri vardır. Buna ebced hesabı denir.
Osmanlıca, "Allah" yazan harflerle hilal yazan harflerin ebced değeri aynıdır. Elif, lam, lam, he.
O halde ecdadımız "Allah" kelimesini bayrağımıza "hilal" kelimesi ile yerleştirmiştir. Tabi ki; "hilal"li kelime olarak değil, şekil olarak resmetmişlerdir.
Yıldızımız nerden geldi? Gökyüzündeki yıldızların çıkıntılarını görmemiz mümkün değildir. Onlar zaten birer kütle şeklindedir.
Arapça, "Muhammed" yazısının beş çıkıntısı vardır. Hat sanatını bilenler iyi bilir. Bayrağımız bugünkü geometrik şeklini almadan, ilk şekillerinde, belirgin bir halde "Muhammed" yazı görünür.
Bu kısa bilgiden sonra bayrağımızdaki ay-yıldızın ne anlamlara geldiğini her halde anlar gibi olduk. Bunun altından da bir şeyler çıkarmak isteyenler olabilir. Olsun. Benim için bayrak "kelime i tevhidi" temsil eder. Üzerindeki kırmızı şehitliği, beyaz temizliği ve kefeni simgeler. Şehitlik, Allah katında peygamberlikten sonra gelen ilk makamdır. Kim arzulamaz ki. Bayrak; namusumuzdur, şerefimizdir, haysiyetimizdir, kanımızdır, canımızdır, cananımızdır. Bilmeyenler böyle bile...
KÜSÛF (GÜNEŞ TUTULMASI) NAMAZI
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyuruyor;
"Ay ve güneş, Allah'ın alâmetlerinden iki alâmettir. Hiçbir kimsenin doğumu veya ölümü için tutulmazlar. Onların tutulmasını görünce namaza koşunuz."
Hz. Ayşe (r.anh)'dan;
"Hz. Peygamberin (s.a.) hayatında Güneş tutulmuştu da Peygamber (s.a) hemen Mescide girdi, insanlar arkasında saf oldular ve namaza durdular. Resulullah (s.a.) uzunca bir kırât sonra rükûya vardı ve uzunca bir rükû yaptı, rükûdan kalkınca secdeye gitmeden tekrar kırât yaptı. Bu kırâta birinciden daha az idi. Sonra rükûya vardı ve birinci rükûdan kısa bir rükû daha yaptı. Rükûdan kalkıp ve secdeye gitti, secdeleri tamamlayak ikinci rekâta kalktı ve aynen birinci rekât gibi bir rekât daha kıldı. Böylece dört rükûlu, dört secdeli bu namazı tamamlamış oldu. Peygamber (s.a.) namazı bitirmeden Güneş açılmıştı, daha sonra ayağa kalktı ve layık olduğu sözlerle Allah Teâla'ya hamdetti." ve yukarıdaki sözleri söyledi.
Peygamberimizin bu namazı, iki rekât; dört kıyamlı ve dört rükûlu bir namazdır. Büyük camilerde kılınması tavsiye edilir. Cuma namazını kıldırmakla görevli kişiler kıldırabilir. Ezan ve kâmeti yoktur. Güneş açılıncaya kadar kıbleye ve insanlara karşı durulur. İmam dûa eder, diyerleri de amin der.
HUSÛF (AY TUTULMASI) NAMAZI
Ay tutulduğu zaman evlerde insanların tek başına kıldıkları namazın adıdır. İki veya dört rekât olarak kılnabilir. "Kusuf namazı" gibi kılınır diyenler vardır.
Bu namazların kılınışında, namazı kılanlar sureleri açıktan veya gizli okuyabilirler. Her iki şekilde de görüş beyan edenler vardır.
Husuf namazının cemaatle kılınması tavsiye edilmemiştir.
Şiddetli rüzgar, fırtına, aşırı karanlık, geceleyin fazla aydınlık, deprem, yaygın hastalıklar gibi doğal ve tabii afetler karşısında da kusuf ve husuf namazları gibi namaz kılınabilir.
Bu namazların kılınışındaki amaç, Allah'ın büyüklüğünü ve kudretini anlamak, hatalardan ve günahlardan tevbe etmektir. Güneşin ve ayın tutulması belirli bir düzene göredir. Birinin doğumu veya ölümü ile ilintili değildir. Vakti gelince olur. Bize düşen ise bunların yaratanını tanımak, dilediği zaman da dilediğini yapabilcek kudrette olduğunun farkında olmaktır. Yanlış düşünce ve davranışlardan uzak durmaya gayret etmektir. Bu tür olayları da vesile bilip şükranlık ifadesi olan Rabbımıza karşı teşekkür borcumuzu ifa etmektir.
|