|
Zekat
Zekat; sözlük anlamı, temizlemek, arıtmak, övmek bereketli olmak iyi ve düzgün olmaktır.
Terim olarak zekat; Allah rızası için bir malın, belirli bir miktarını, belirli bir zaman sonra, belirli kişilere vermektir.
Zekat, mal ile yapılan bir ibadettir. Verenin ruhunda temizliğe, malında berekete sahip olduğu için, mal ile yapılan bu ibadete temizleyici manasında "zekat" ismi verilmiştir.
Gerçekten de malının zekatını veren ve fakirlere yardımda bulunanların mallarında beklenmedik artışlar, kalplerindeki mal sevgisi ve hırsının azalıp yerini manevi duygulara bırakması ve gönüllerin temizlendiği görülmektedir.
Zekat; Mekke döneminde inen ayetlerde anlatılmaktadır.
Hükümleri belli, kesin ve devlet eliyle toplanan bir vergi özelliği taşımayıp daha çok Müslümanların birbirine mali yönden yardımcı olmalarını tavsiye eder mahiyettedir. Bu da yanlış anlaşılmamalıdır. Zekat; Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyasla sabittir. Verilmesi farz bir ibadettir.
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin Mekke'den Medine'ye hicretinden iki yıl sonra,Ramazan orucu ve fitrenin farz oluşundan sonra, zekat farz olmuştur.
Zekat Peygamberlere farz değildir. Çünkü zekat, günah işleme ihtimali bulunan kişileri temizleme işidir. Peygamberler ise günah işlemekten uzaktırlar. Onların ellerinde bulunan mallar Allah'ın emaneti durumundadır. Peygamberlerin mülkleri de yoktur. Peygamberler mirasta bırakmazlar. Bıraktıkları mallar toplum için sadakadır.
Zekat; Kur'an-ı Kerim'de seksen iki yerde namaz ile birlikte anılmaktadır. Namaz ile zekatın arasında sıkı bir ilişki vardır.
Asırlardır bütün din adamları, zekatın farz olduğunu bildirmişlerdir. Zekatın farz olduğunu inkar eden kişi, kafir ve mürtet (dinden çıkmış) olur.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz; Cebrail'in -İslam nedir? sorusuna;
"İslam; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.v'in Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazan orucunu tutman,gücün yeterse hac etmendir" diye cevap vermiştir.
Kısaca; Farz olduğu kesin delillerle sabit olan, zekatı inkar eden, Allah korusun dinden çıkar, farz olduğuna inandığı halde veremeyen günahkar olur, veren ise dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşır.
Zekâtla İlgili Ayetler
Ayet;
"Bir zamanlar biz, İsrailoğulları'na, yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana- babaya iyi davranacaksınız, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere iyilik edeceksiniz; diye emretmiş, onlardan bunu tutacaklarına dair söz almış ve "insanlara güzel söyleyin, namaz kılın, zekat verin" demiştik. Ey İsrail oğulları! Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek geri dönüp gittiniz."(Bakara,83)
"Zekatlar (sadakalar), Allah'tan bir farz olarak fakirlere, düşkünlere (miskinlere), zekat memurlarına, kalpleri Müslümanlığa ısındırılacaklara, kölelere, borçlulara,Allah yolunda olanlara ve yolda kalanlara verilir. Allah bilendir, hikmet sahibidir." (Tövbe, 60)
"Namaz kılın, zekat verin, kendiniz için yapıp gönderdiğiniz iyi amelden her şeyi Allah'ın katında bulacaksınız, şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür ve bilir."(Bakara, 110)
"Gerçek iyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik o kimsenin iyiliğidir ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır, Allah rızası için yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan köle ve esirlere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir, anlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar bu özellikleri taşıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır." (Bakara, 117
"İman edenler, iyi iş yapanlar, namaz kılanlar ve zekat verenler için Rab'leri katında mükafatlar vardır. Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır." (Bakara, 277
"Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inanlar, İşte onlara pek yakında büyük mükafat vereceğiz." (Nisa, 162
"Andosun ki Allah İsrailoğulları'ndan söz almıştı. Kefil olarak içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti; "Ben sizinle beraberim, eğer namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz, andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur." (Maide, 12)
"Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılarlar, zekatı verirler."(Maide, 55)
Zekat Vermede Öncelik;
Zekat; ana- babaya ne kadar yukarı çıkarsa çıksın, büyük anne , büyük dedeye verilemez. Ne kadar aşağı inerse insin evlatlara, torunlara, torunların torunlarına verilmez. Kişi hanımlarına da veremez, fakir de olsalar. Yukarıdakilerin bakımı, nafakası zekat verenin üzerine vaciptir. Kadını kocasına zekat vermesi de doğru değildir.
Zekat Almayı Hak Kazananlar, Öncelikle;
-Kardeşler
-Kardeş çocukları.
-Amca- hala
-Dayı- teyze
-Diğer akrabalar.
-Yakın komşular.
-Uzak komşular.
-Meslektaşlar.
-Mahalle, köy , kasaba ve şehrin diğer fakirleri.
-Ülke fakirleri
Zekat verirken öncelikle yakın akrabalardan başlamalıdır.
Peygamberimiz; "Fakirler verilen sadaka bir sadakadır, akrabaya verilen sadaka iki sadakadır. Biri sadaka diğeri akrabaya iyiliktir" buyurdu. Akrabalar zekatı daha çok hak ederler. Zekatını verdiğin kimseler, geçimlerini sağlamak zorunda olmadığın yakınlarındır.
Nafile sadaka, (farz olmayanlar) anne- babaya, çocuklara, karı- kocaya vermeleri daha iyi olur.
Zekat Alamayanlar;
Zenginlere, temel ihtiyaçlarından başka nisab miktarı bir mala sahip olan kişi dinen zengin sayıldığından böylelerine zekat verilmez.
Kişinin bakmakla yükümlü olduğu yakın akrabalarına, karısına, babasına, dedesine, ninesine, oğluna, kızına ve torunlarına zekat veremez.
Müslüman olmayan, Müslümanlara karşı savaşan, Allah'ı , Peygamber'i, Ahiret'i inkar eden dinsizlere ve İslam dininden çıkanlara(mürtetlere) de zekat verilmez.
Zekat, kölelere verilmez, ancak köleleri hürriyetlerine kavuşturmak için verilir.
Yedi yaşından küçük çocuklara da zekat verilmez. Küçük çocukların babaları veya velileri bunlar adına zekat alabilir. Babası zengin olan fakir çocuğa zekat verilebilir. Babası zengin bülüğa ermemiş küçük çocuğa zekat verilmez. Babası ona bakmakla yükümlüdür. Zengin olan kişi ihtiyaç belirterek zekat alırsa bu ona haram olur. Nafile sadaka da böyledir.
Peygamber Efendimizin soyundan gelen Seyit'lere ve Şerif'lere zekat verilmesi doğru değildir.
Peygamber Efendimiz; "Bu sadakalar, ancak insanların kirleridir, Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine helal değildir"buyuruyor.
Zekata Tabi Olan Mallar;
Zekatı verilmesi gereken mallar ikiye ayrılır;
a) Açıkta olmayan gizli mallar.
Biriktirilip saklanılan altın, gümüş, nakit paralar ile evlerdeki ve mağazalardaki ticaret mallarıdır. Bu malların zekatlarını vermek sahiplerinin dini sorumluluklarına bırakılmıştır. Bunların hesabını en iyi sahibi bildiğinden, zenginler zekatlarını hesaplayarak dilediklerine verirler. Zekatlarını eksik hesaplarlarsa bunu kimse bilemediğinden sorumluluğu da sahibine aittir.
b) Açıkta ve meydanda olan mallar;
Senenin yarısından çok günlerde meralarda, dışarıda otlayarak beslenen ve kendilerinden süt, yavru alınması veya büyüyüp beslenmesi arzu edilen koyun keçi sığır, dev e gibi hayvanlar ile arazi ürünleri, madenler yer altı zenginlikleri ve gümrüklere uğrayan ticaret mallarıdır. Bu tür mallar başka kişiler tarafından da bilindikleri için "açık olan mallar" adını almıştır.
Üçüncü halife H.z. Ömer (r.a.) dönemine kadar her çeşit malın zekatı devlet tarafından toplanıyordu. Bu dönemden itibaren açıkta olmayan malların zekatı, devlet tarafından toplanmayıp, sahipleri tarafından ihtiyaç sahiplerine verilmeye başlanmıştır. Açıkta olan malların zekatı ise devlet eliyle toplanmaya devam edilmiştir.
Bugün memleketimizde her çeşit malın zekatını hesaplayıp vermek Müslümanların dindarlığına ve sorumluluğuna kalmıştır. Allah (c.c) gören ve bilen olduğu için, Müslümanlar,
daima Allah'ın gözetim ve denetimi altında olduğunu unutmamalıdır. Zekatlarını hesaplayıp ihtiyaç sahiplerine vermelidir. Bir kıvılcımlık servetten hiç ayrılmayacakmış gibi davranmamalıdır.zekat malı azaltmaz bilakis çoğaltır.
Vergi kesinlikle zekat yerine geçmez. Zekat Müslüman'a, Allah'a şükür borcunu ödemek ve yaklaşmak için bir ibadet olarak farz kılınmıştır. Vergi ise ibadet manasını taşımayan, yönetimin taktirine kalmış bir sorumluluktur. Zekatta niyet şarttır. Vergide ise böyle bir zorunluluk yoktur. Zekatın harcanacağı yerler bellidir. Vergi devletin genel harcamalarını karşılamak için toplanan ve harcanan maldır.
Ticaret Mallarının Zekatı;
Nakit dışında ve ticarete arz edilen alet, makine emtia, giyecek, yiyecek, hayvan, mücevherat, sebze, meyve, arsa, arazi,akar... v. b. Gibi ticaret mallarının da zekatı verilir.
Bir malın ticaret eşyası sayılabilmesi için kar sağlama amacı ile fiilen satışa arz etme unsurlarının bulunması gerekir. Ticaret mallarında nisab miktarı 86 gram altının piyasa değeridir. Bu değerde olan ticaret mallarının üzerinden bir yıl geçince, sen sonundaki değerlerinden zekat verilir.
Tacir (malı satan) yıl tamam olunca her çeşit malını toptan piyasa fiyatlarına göre değerlendirerek zekat matrahını bulur. Ve buna göre 0/02,5 oranında zekatını verir. Zekat malın kendisinden verilebileceği gibi kıymeti para olarak da ödenebilir.Ticaret mallarının yıl sonundaki toplam değeri nisab miktarından azalmışsa, o zaman malların zekatı olmaz. Malların yıl içinde zaman zaman artıp eksilmeleri zekata tesir etmez. Önemli olan yıl sonundaki kıymetleridir. Ticaret amacı ile edinilen hayvanlarda da sayıya ve beslenme durumlarına bakılmaksızın, değerlerine göre zekat verilir.
Altın, Gümüş ve Nakit Paraların Zekatı;
Ortalama altında 86 gram, gümüşte 640 gram olmak üzere zekatları verilir.
Borcundan ve temel ihtiyaç maddelerinden sonra 86 gram altını veya 640 gram gümüşü olan kişinin, bunların üzerinden bir yıl geçince zekat vermesi gerekir.
Altın ve gümüş , bakır veya kurşun gibi madenle karışık olursa, yani ayarları düşükse, fazla olanına itibar edilir.
Altın ve gümüşten yapılmış olan kolyeler, bilezik, yüzük, küpe gibi süs; yada ibrik, kaşık, bıçak vb. gibi eşyaya da zekat gerekir. Bunlarda zekat için geçerli olan değer kıymetleri değil, ağırlıklarıdır. Yani bunların itibari veya antika değerleri göz önüne alınmayıp tartılarına göre değerlendirilir.
Elmas, inci, yakut, zümrüt, anber gibi kıymetli taşlardan yapılmış ziynetlere zekat gerekmez. Bunların çevresindeki altın veya gümüş nisab miktarına ulaşınca, bu altın ve gümüşler için zekat gerekir.
Çeşitli altın eşyası, bilezik, lira, kolye, gerdanlık vb. olan bir kimse bunların hepsinin ağırlığını toplar, gerekiyorsa bir kuyumcuya götürür, tarttırır ve o günkü değerine göre hesabını yapıp zekatını verir. Ya da her 86 gram altın için 1 gram altın alır zekat olarak verir.
Nakit paranın nisabı 86 gram altının değeridir. Yani kişinin temel ihtiyaçlarından sonra 86 gram altın değerinde veya daha fazla parası olan kimsenin zekat vermesi gerekir. Örneğin 86 gram, 22 ayar bilezik değerinde (yaklaşık 1 gram bilezik 30 YTL) 86x30=2580 YTL parasının üzerinden bir yıl geçtikden sonra zekat verilir. Bu kişi de dinen temel ihtiyaçları dışındaki bu paraya sahip olduğundan zengin sayılır
Zekâtla İlgili Hadisler
Bir kimse peygamber (s.a.v)'e gelerek;
"Ya Resülüllah; kendisi ile amel edince beni cennete koyacak geçerli bir ibadet haber verseniz, diye istekte bulundu. Orada bulunanlardan birisi;
-Buna ne oluyor ki? diye serzenişte bulunması üzerine Peygamber (s.a.v.)
- Bu bir ihtiyaç sahibidir, nesi olacak buyurup o adama karşı;
- Allah'tan başka ilah olmadığına inanırsın ve Allah'a ibadette hiçbir şeyi O'na ortak koşmazsın, namazı kılar , zekat verir, akrabayı zıyaret edersin, diye cevap verdi." (Buhari)
Bir gün peygamber (s.a.v.)'e bir adam geldi ve ; "Ya Resülüllah! Bana öyle bir ibadet söyleyiniz ki, ben o ibadeti yapınca cennete girebileyim" demişti. Resülüllah (s.a.v.)
Allah'a iman edersin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, farz olan namazı kılar,farz olan zekatı verir ve Ramazan orucunu tutarsın,buyurdu. O adam;
Hayatım kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki ben, sizden işittiğim bu ibadetlerden başka hiçbir ibadet yapmam, dedi ve dönüp gittiğinde, Peygamber (s.a.v.);
Kim ki cennet ehlinden bir kimse görmek isteyip mutlu olmak istiyorsa, şu temiz yüzlü adama baksın,buyurdu." (Buhari)
Peygamberimizin vefatı üzerine bir takım insanlar dinlerinden vazgeçtiler. Bunun üzerine H.z. Ebu Bekir (r.a.) onların üzerine ordu sevk etmeye teşebbüs ettiğinde, H.z. Ömer (r.a.); "Biz Müslümanlar, La ilahe illallah diyene kadar Allah'a ortak koşanlarla mücadeleye memuruz, kim ki bu şahadet kelimesini, söylerse canını ve malını korumuş olur. Gizli küfür ve günahının hesabını Allah'a verir."demişti.
H.z. Ebu Bekir (r.a.) cevaben;
"Vallahi her kim namazla zekatı terk ederse bu güruh ile harp ederim. Çünkü zekat mali bir farzdır. Allah'a yemin ederim ki, bunlar Resulüllah (s.a.v.)'e verdikleri bir dişi oğlağı benden esirgerlerse bundan dolayı onların boynunu vururum" buyurdu.(Buhari)
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu;
"Sahibi tarafından zekatı verilmeyen deve, kıyamet gününde besili ve en kuvvetli hali ile gelerek sahibine musallat olup, tabanları ile onu çiğner. Zekatı verilmeyen davar da gayet semiz ve kuvvetli hali ile gelerek sahibine musallat olup tırnakları ile onu çiğner, boynuzlarıyla da vurur."
Resulüllah buyurdu ki; bu hayvanların haklarından biriside su başında sütlerinin sağılması, fakir ve ihtiyaç sahiplerine verilmesidir.
Sakın sizden biriniz kıyamet gününde omzuna zekatını vermediği koyununu yükleyip avaz avaz bağırtarak ve "Ya Muhammed" diyerek bana gelmesin! Ben ona Allah katında verilenlerin bir zerresini bile hafifletmeye muktedir değilim. Sana dünyada Allah'ın hükmünü tebliğ ettim, diye cevap veririm.
Yine sizden hiç biriniz omzunda zekatını vermediği devesini yüklü bağıra bağıra ve Ya Muhammed, diyerek yardım istemek için bana gelmesin. Ben buna da Allah katında sana verilenlerin zerresini bile hafifletmeye muktedir değilim. Sana dünyada Allah'ın hükümlerini tebliğ ettim, diye cevap veririm.(Buhari)
Peygamber (s.a.v.) buyurdu;
"Kim ki Allah kendisine mal verir de o malın zekatını vermezse, kıyamet gününde zekatı verilmeyen mal, sahibi için kocaman bir erkek yılan suretine konulur. Bunun iki gözü üstünde vahşi olduğunu gösteren iki nokta vardır. Bu azgın yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna gerdanlık yapılır. Sonra yılan ağzı ile sahibinin çenesini iki tarafından yakalar. Sonra; ben senin dünyada çok sevdiğin malınım, ben senin hazinenim, der." (Buhari)
"Zekatı verilmeyen mal kıyamet gününde azgın bir yılan şekline girip, sahibinin boynuna kolye gibi sarılıp, ağzının zehirli salyasını iki tarafına saçarak, sahibinin çenesini yakalayarak, korkma , ben sana yabancı değilim, dünyada iken çok sevdiğin malınım. Kasalarda saklayıp yoksullara yetimlere vermeye kıyamadığın, vatan müdafaasından bile esirgediğin hazinenim" der.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyuruyor;
"Kim ki helal kazancından bir hurma değerinde bir şeyi sadaka olarak verirse ( ki Allah helal maldan verilen sadakadan başka hiçbir sadakayı kabul etmez) işte bu helal sadakayı sağ eliyle kabul eder. Sonra o tek hurma kadar sadakayı, dağ gibi oluncaya kadar, sizin biriniz erkek küheylan tayını büyüttüğü gibi, sadaka sahibi için dikkat5lice büyütür." (Buhari)
Peygamber (s.a.v.) efendimiz buyurdu;
Ümmetim! Sadaka vermeye devam ediniz. Zira size bir zaman gelir ki , kişi o sırada sadakasıyla sokak sokak dolaşır da onu kabul edecek bir kimse bulamaz. Sadaka verilmek istenilen herkes, "Dün bu sadaka ile gelseydin ihtiyacım vardı. Muhakkak ben onu kabul ederdim. Fakat bugün benim bu sadakaya ihtiyacım yoktur" der. (Buhari)
Zekat Kimlere Verilir?
1- Fakirler;
Fakir, yoksulluk çeken, muhtaç olan kimse demektir. Dinen zengin olmayan ve nisab miktarı malı da bulunmayan kişidir. Sahip olduğu mal ve elindeki parası nisab miktarını doldurmadığından böylelerine zekat verilir.
2-Miskinlere;
Miskin; hiçbir mala sahip olmayan, düşkün ve muhtaç kimsedir. Bu derecedeki düşkünlük ve yoksulluk, sahibini çökertip, şuursuz, halsiz, mecalsiz bir duruma getirdiği için, bu durumdaki insanlara miskin (düşkün, yoksul) denir.
3-Zekat Memurlarına;
Devlet tarafından zekat mallarının toplanması için görevlendirilen kişilere de zekat verilebilir. Zekatın toplanması ve dağımı tamamen serbest değildir. Devlet zekat mallarını toplamak ve ilgililere dağıtımını yapmak için memurlar görevlendirir. Bu hizmetlerin yürütülebilmesi için kuruluşlar meydana getirebilir, personel görevlendirebilir ve bunların masrafları zekat gelirlerinden sağlanır.
4-Kalpleri Müslümanlığa Isındırılmak İstenenlere;
Peygamberimiz (s.a.v.) ,yeni Müslüman olmuş, henüz kalpleri İslam dinine ısınmamış itibarlı kişileri dine yakınlaştırmak ve henüz İslam’ı kabul etmemiş bezerlerine de örnek olması için böyle kişilere, zenginde olsalar zekat mallarından vermiştir. Gayesi dini güçlendirmek veya onlardan gelecek zararları önlemektir.
Bu uygulama H.z. Ömer döneminde kaldırılmıştır.
5- Köleler;
Kölelerin hürriyetlerine kavuşmaları için zekat verilebilir.
6- Borçlular;
Borcu, malından fazla olanlara zekat verilebilir. Kendi ihtiyacı için borçlananlara, felaketlere uğrayarak borçlananlara verilebilir. Borç, haram giderlerden dolayı ise zekat verilmez. İçki, kumar gibi...
7- Allah Yolunda Olanlara;
İslam'ın korunması ve yayılması için yapılan savaşlara katılanlara; İslam yurdunun korunması ve kurtarılması, İslam'a yönelen her çeşit tehlikenin önlenmesi olan askeri, ilmi, sosyal, ekonomik, siyasi, mücadele ve faaliyetler, Allah yolundadır.
8- Yolcular;
Yolda kalıp memleketine dönecek kadar paraları olmayanlara, zenginde olsalar zekat verilebilir.
Nisab nedir?
Nisab dinen zengin sayılmanın ölçüsüdür. Zenginliğin asgari sınırıdır. Zekat verme yükümlülüğüne esas ölçüdür. Temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra nisab miktarı bir mala sahip olan Müslüman'ın, diğer şartlarda gerçekleşince zekat vermesi farz olur. Mallara göre zekat miktarları ayrıdır.
Hayvanların Zekatı;
Hayvanlardan zekat alınabilmesi için belirli bir sayıya ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi, et, süt, yavru elde etmek için bakılması, yılın büyük bir kısmını merada otlayarak geçirmesi gerekir. Çalıştırılmak için edinilen hayvanların zekatı yoktur. Tarla sürme,su ve yük taşımada yararlanılan hayvanlar gibi.
a- Koyun ve keçilerin (davarların ) zekatı:
39 koyun ve keçiye kadar zekat yoktur
40'dan 120'e kadar bir koyun yada keçi
121'den 200'e kadar iki koyun yada keçi
201'den 399'a kadar üç koyun yada keçi
400'de dört koyun yada keçi
400'den yukarısında her 100 koyun ve keçide bir koyun verilir
Koyun ve keçinin nisabı (sayıyı) tamamlamakla bir birine eklenir. Örneğin; 30 koyun ile 10 keçiden bir koyun vermek gerekir. Bunlardan hangisi fazla ise zekatın o cins den verilmesi uygundur bir yaşını doldurmamış oğlak ve kuzulardan zekat alınmaz. Bunların orta halli olanları zekat olarak verilir.
b- Sığır ve Mandaların Zekatı:
Sığır ve mandalar aynı cins den sayılırlar. Bunları sayısı30'dur. Nisab hesaplanırken bunların sayısı da birbirine eklenir. Hangisi fazla ise o cins den zekat verilir.
30'dan 39'a kadar bir yaşını tamamlamış bir erkek veya dişi dana
40'dan 59'a kadar iki yaşını tamamlamış bir erkek veya dişi dana
60'dan 69'a kadar bir yaşını tamamlamış iki dana
70'den 79'a kadar birisi bir, diğeri iki yaşını tamamlamış iki dana
80'den 89'a kadar iki yaşını tamamlamış iki dana
90'dan 99'a kadar bir yaşını tamamlamış üç dana
100'den 109'a kadar bir yaşını tamamlamış iki,iki yaşını tamamlamış bir dişi dana olmak üç dana
120'de bir yaşını tamamlamış dört dana veya iki yaşını tamamlamış üç dana verilir.Bu konuda zekat veren kişi serbestir. Budan sonrası da otuza tamamlamış bir yaşında bir dana, her kırkta ise iki yaşını tamamlamış bir dana verilir.
c-Develerin Zekatı;
Seyrekte olsa bölgemizde deve bulunmaktadır. Develerde nisab beştir. Beşten az olan develere zekat verilmez. Her deve için bir koyun yada keçi zekat olarak verilir.
Yukarıda belirtilen hayvanlar genellikle dışarıda, kamuya ait ortak alanlarda yayılıp beslenen hayvanlardır. Günümüzde olduğu gibi sürekli ahırda ticaret için beslenenler değillerdir. Ticaret mallarının zekatı farklıdır.
Fıtır Sadakası;
Fitre; Hicretin ikinci yılında, Ramazan orucunun farz olduğu sene zekattan önce meşru kılınmıştır.
Ramazanın sonuna yetişen ve temel ihtiyaçlarından başka nisab miktarı mala sahip olan her türlü müslümanın vermesi gereken bir sadakadır. İnsanın yaratılışına bir şükür olmak üzere sevap kazanmak için verilen bu sadaka vaciptir.
Fitrenin hikmeti oruç tutan Müslümanlarda meydana gelebilecek hataları gidermek ve bayram günlerinde fakirlerinde sevinmelerini sağlamaktır.
Bu sadakanın vacip olması için akıl ve erginlik şartı yoktur. Yani çocuklar ve deliler için velileri fitrelerini verirler. Ramazan da oruç tutamayanlarda fitre vermekle yükümlüdürler. Çünkü fitre oruca bağlı bir ibadet değildir.
Fitre Ramazan bayramı sabahı vacip olur. Bu zamandan önce vefat edene gerekmez.bu vakitten önce doğan, Müslüman olan ve zengin olan herkese vaciptir.
Fıtır sadakasının şartı ihtiyaç sahibinin eline vermektir.
Zekat kimler verilirse, fitrede aynı şahıslara verilir. Bakmakla yükümlü olunan yakın akrabalara fitre verilmez.
Verilecek Fitrenin Miktarı;
Fitre, ölçü olarak bir kişinin günlük yiyeceğidir. Peygamberimiz tarafından fitre, yiyecek maddelerinden sa' olarak tayin edilmiştir. Hadislerde bu maddelerden arpa, kuru üzüm, hurma ve genel olarak yiyecek tabiri geçmektedir. Buğday bunlara daha sonra ilave edilmiştir.
Bu gıda maddeleri aynen verilebileceği gibi, değerleri para olarak da verilebilir. Fakirler için hangi şekilde ödeme daha faydalı ise o şekilde verilmesi gerekir.
Yukarıda adı geçen maddeler Peygamberimiz zamanında temel gıda maddeleri idi.
SA' zamanın ölçü birimidir. Bu ölçü birimi, bugün ise yaklaşık 3.800 gramdır.
Fitre için genel bir ölçü olarak şu şekilde bir uygulama yapılabilir:
Fitre bir kişinin bir günlük yiyeceğidir.fitre veren kişinin günlük ortalama yiyecek gideri ne ise vereceği fitrenin miktarı da o kadar olmalıdır. Örneğin dört kişilik bir ailenin, aylık mutfak masrafı altı yüz YTL. olsun. Bu ailenin günlük mutfak masrafı yirmi YTL.dir. Fert başına düşen günlük yiyecek gideri ise beş YTL'dir. Öyle ise bu aile bireylerinin her biri için beş YTL. fitre vermesi gerekir.
Elbetteki asgari ücretle geçinen bir aile ile aylık milyarlarla para kazananın arasında fark olmalıdır. Herkes durumuna göre, zenginliğine göre fitre verir.
Herkes fitresini ne kadar vereceğini ortalama olarak, örnekte verdiğimiz şekilde ayarlayabilir. Mutfak masraflarına demirbaş eşyalar dahil değildir. Yalnız yiyecek ve içecek maddeleri dahildir. İhtiyaç sahibi olanların, fıtır sadakası ibadetini yapmaları gerekmez.
Bir fitre ancak bir kişiye verilir. Bir fitre birden fazla kişiye bölünemez. Fakat birkaç fitre bir kişiye verilebilir.
TERAVİH NAMAZI
Ramazan ayına teravih namazı ile başlanır.. Bu ayda yapmış olacağımız ibadetlerimizi, namazlarımızı oruçlarımızı okuduğumuz Kuran-ı Kerimi, verdiğimiz zekat,fitre ve sadakalarımızı Allah (c. c.) kabul etsin. Teravih namazı Ramazan ayı gecelerinde kılınan yirmi rekatlık sünnet bir namazdır.
Oruç tutmayanlarında bu namazı kılmaları sünnettir. Hem erkek hem de kadınlar bu namazı kılarlar
Cemaatle camilerde kılındığı gibi evlerimizde de tek başımıza kılabiliriz. Teravih namazının cemaatle kılınması ,H.z Ömer'in halifeliği zamanında yaygınlaşmış ve günümüze kadar bu şekilde gelmiştir.
Peygamberimiz (a.s.), farz olur korkusuyla teravihin cemaatle kılınmasına devam etmemiş, fakat bu namazın kılınmasını tavsiye etmiştir.
Her kim inanarak ve karşılığını sadece Allah'tan bekleyerek teravih namazını kılarsa geçmiş günahları af edilir"(Hadis)
Teravih Namazının Kılınışı:
Teravih namazı yirmi rekat olup yatsı namazı vaktinde kılınır.Yatsı namazının son sünneti kılınınca teravih namazına başlanır.
Teravih namazı kılınırken iki veya dört rekatta selam verilebilir.sekiz ve on rekata da verilebilir ama verilmemesi daha iyidir. Yirmi rekatta selam verilmesi mekruhtur, dinen uygun değildir.
Vitir namazı teravih namazından sonra kılınmalıdır
Teravih cemaatle kılınıyorsa, vitirde cemaatle kılınır. Teravih namazının oturuşunda "Ettahiyyatü"den sonra "Allahümme salli-Barik", kalkdıktan sonra da "Sübhaneke" duaları okunur.
Teravih namazı kıldırırken be cemaati bıktıracak kadar yavaş ve uzun, ne de anlaşılmayacak kadar hızlı okunmamalıdır. Teravih de diğer namazlar gibi bir namazdır.
Teravih kılınırken, namaz kılarken uyulması gereken kurallara uyulmalıdır.Teravih namazını özürsüz olarak oturarak kılmak,uyku bastırdığı bir sırada kılmak mekruhtur.
Yatsı namazı kılınırken cemaate yetişemeyen bir kimse yatsı namazını kılar, ondan sonra imama uyarak teravih namazının yetişebildiği rekatlarını kılar, kılamadığı rekatları daha sonra tamamlar. Çünkü teravih, yatsıya tabidir.
Yatsı namazının farzında cemaati terk eden bir kimse teravih namazını cemaatle kılamaz
Teravih namazının her rekatında on ayet okunması müstehabtır,sevaptır. Çünkü bu şekilde devam edilirse bir Ramazan'da bir hatim yapılmış olur Bir defa hatim ile teravih namazı kılınması sünnettir.Bu hatmin Kadir gecesine rastlatılması müstehabtır.
Genelde hatim ile teravih namazı kıldıran imam efendiler, hafızlardır.Yani Kur'an-ı Kerim'i
baştan sona ezbere bilenlerdir. Her rekatında bir sayfa Kur'an'dan okurlar. Böylelikle, bir Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'i baştan sona okumuş olurlar.Bir çok şehrimizin merkezinde her sene bazı camilerde teravih namazı hatimle kıldırılır.Hatimle namaz kılanlar , yaklaşık olarak diğer camilerden yarım saat sonra dağılırlar
ORUÇ
Ayet:
"Oruç size sayılı günler olarak yazıldı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa,tutamadığı günler kadar diğer günlerde oruç tutar.İhtiyarlık veya iyileşme umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup ta oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere fidye gerekir. Fidye bir fakir doyumu miktardır. Bunun dışında kim gönüllü bir hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir Eğer gerçekleri anlıyorsanız, her güçlüğe rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."(Bakara,184)
"Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazıldı. Umulur ki korunursunuz." (Bakara,189)
"Ramazan ayı,insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur'an indirilen aydır.
Sizden her kim Ramazan ayının ilk hilalini görürse oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister zorluk istemez.
O, sayıyı tamamlamanızı ,size doğru yolu gösterdiği için Allah'ı ta'zim etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz. (Bakara, 185)
"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için birer elbise , sizde onlar için birer elbise gibisiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tövbenizi kabul etti,sizi bağışladı. Şimdi ve bundan sonra Ramazan gecelerinde onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını isteyin. Sabahın beyaz aydınlığı(ipliği), siyah ipliğinden ayrıt edilinceye kadar yiyin , için sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz anlarda; kadınlara hiç yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın yasak sınırlarıdır. Bu sınırları aşmayın, işte böylece Allah ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar." (Bakara,187)
"Kullarım sana beni sorduğu vakit de ki, ben her halde yakınım. Dua edenin duasını bana dua ettiği anda işitir, ona karşılık veririm. O halde kullarımda benim davetime uysunlar ve bana inansınlar, umulur ki doğru yolu bulurlar." (Bakara, 186)
'Oruç size sayılı günler olarak yazıldı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa,tutamadığı günler kadar diğer günlerde oruç tutar.İhtiyarlık veya iyileşme umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup ta oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere fidye gerekir. Fidye bir fakir doyumu miktardır. Bunun dışında kim gönüllü bir hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir Eğer gerçekleri anlıyorsanız, her güçlüğe rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara,184)
Hadis:
Ebu Hüreyre(r.a.)'den, Rasulüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
-Kim Allah yolunda verdiğini çift olarak harcarsa, cennetin kapılarından, Ey Allah'ın salih kulu! Bu kapı daha hayırlıdır denir. Kim namaz ehlinden ise namaz kapısından çağrılır. Cihat ehlinden ise, Cihad kapısından davet olunur. Oruç ehlinden ise Reyyan kapısından ünlenir. Sadaka ehlinden ise sadaka kapısından çağrılır." H.z. Ebu Bekir (r.a.);
Anam - baban sana feda olsun Ey Allah'ın Resulü, bu kapıların hepsinden çağrılan kimsenin bir zararı ve kaybı olacak mı, bir kimse bu kapıların hepsinden çağrılır mı? Dedi,Reslü Ekrem;
"-Evet, senin o kimselerden olacağını ümit ediyorum" buyurdu.”(Riyazüs Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.), Resulüllah (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
"-Aziz ve Celil olan Allah buyurmuştur ki; Ademoğlunun amelinin hepsi kendisi içindir. Ancak oruç müstesna! Şüphesiz o,benim içindir, onun karşılığını da ben vereceğim. Oruç günaha ve cehenneme karşı kalkandır. Birinizin oruç günü olduğunda, kötü söz söylemesin,bağırıp çağırmasın. Şayet bir şahıs kendisine söver yahut onunla dövüşmek isterse; ben oruçluyum desin. Muhammed'in hayatı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının kokusu,Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.oruçlu için sevineceği iki vakit vardır. İftar ettiği vakit , bir de Rabbine kavuştuğu vakit orucu sebebiyle sevinir."
"Kim farz olduğuna inanarak ve sevabını Allah'(c.c.)dan umarak oruç tutarsa, geçmişteki günahları bağışlanır." (Riyazüs-Salihin)
Sehl b. Sad (r.a.)dan Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
"Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü oradan sadece oruç tutanlar girer, onlardan başkası giremez. "oruç tutanlar nerede? denilir. Onlar da kalkar ve bu kapıdan cennete varırlar.o kapıdan onlardan başka hiçbir fert giremez. Onlar girince kapı kapanır; artık başka hiçbir kimse o kapıdan giremez." (Riyazüs Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.)'den, Resülüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
"Ramazan ayı geldiği vakit, cennetin kapıları açı8lır. Cehennemin kapıları iyice kapatılır ve şeytan da bağlanır." (Riyazüs Salihin)
Ebu Said el Hudri (r.a.) Resulullah (s.a.v.)' in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
"Bir kul Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah o gün tutulan oruç sebebiyle o kimsenin yüzünü cehennem ateşinden yetmiş senelik bir mesafede uzak kılar." (Riyazüs-Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.) Resülullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
"Ramazan hilalini gördüğünüz zaman, iftar ediniz. Hava bulutlu olursa Şaban'ın sayısını otuza tamamlayınız." (Riyazüs- Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.)'den, Resülüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
"Kim bir günde yüz defa, "tek olan Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk onundur, hamt ona mahsustur. O her şeye gücü yetendir" derse, ona on köle azat etmeye denk sevap olur, yüz iyilik sevabı yazılır, ondan yüz kötülük silinir. Bu dua, onun için o gün akşama kadar şeytandan korunmaya bir sığınak olur, hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletli bir dua yapmamış olur. Ancak ondan daha fazlasını okuyan müstesna "kim her gün yüz defa;
-Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ve hamdiyle tesbih ederim;derse, hata ve günahları denizin köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır." (Riyazüs- Salihin)
"Lailahe illallahü vahdehu la şerikelehü lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in gadir"
"Sübhanallahi ve bi-hamdihi" (Bu dualardır.)
Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu;
"Allah'ü Teala: "Ey insan oğlu! Sen bana dua ettikçe, benden af umdukça, senden olan günahları sana bağışlarım ve çokluğuna aldırmam.
Ey insanoğlu! Günahların bulutlara ulaşsa, sonra bana istiğfar etsen seni af ederim. Ey insanoğlu! Bana yer dolusu günahla ve fakat bana bir şeyi denk tutmamış olarak gelsen seni yer dolusu mağfiretle (bağışlama ile ) karşılarım, buyurdu.
Ebu Hüreyre(r.a.)'den, Rasulüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
-Kim Allah yolunda verdiğini çift olarak harcarsa, cennetin kapılarından, Ey Allah'ın salih kulu! Bu kapı daha hayırlıdır denir. Kim namaz ehlinden ise namaz kapısından çağrılır. Cihat ehlinden ise, Cihad kapısından davet olunur. Oruç ehlinden ise Reyyan kapısından ünlenir. Sadaka ehlinden ise sadaka kapısından çağrılır." H.z. Ebu Bekir (r.a.);
Anam -baban sana feda olsun Ey Allah'ın Resulü, bu kapıların hepsinden çağrılan kimsenin bir zararı ve kaybı olacak mı, bir kimse bu kapıların hepsinden çağrılır mı? Dedi,Reslü Ekrem;
-Evet, senin o kimselerden olacağını ümit ediyorum" buyurdu" (Riyazüs Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.), Resulüllah (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
-Aziz ve Celil olan Allah buyurmuştur ki; Ademoğlunun amelinin hepsi kendisi içindir. Ancak oruç müstesna! Şüphesiz o,benim içindir, onun karşılığını da ben vereceğim. Oruç günaha ve cehenneme karşı kalkandır. Birinizin oruç günü olduğunda, kötü söz söylemesin,bağırıp çağırmasın. Şayet bir şahıs kendisine söver yahut onunla dövüşmek isterse; ben oruçluyum desin. Muhammed'in hayatı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının kokusu,Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.oruçlu için sevineceği iki vakit vardır. İftar ettiği vakit , bir de Rabbine kavuştuğu vakit orucu sebebiyle sevinir."
"Kim farz olduğuna inanarak ve sevabını Allah'(c.c.)dan umarak oruç tutarsa, geçmişteki günahları bağışlanır."(Riyazüs-Salihin)
Sehl b. Sad (r.a.)dan Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
"Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü oradan sadece oruç tutanlar girer, onlardan başkası giremez. "Oruç tutanlar nerede?" denilir. Onlar da kalkar ve bu kapıdan cennete varırlar.o kapıdan onlardan başka hiçbir fert giremez. Onlar girince kapı kapanır; artık başka hiçbir kimse o kapıdan giremez." (Riyazüs Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.)'den, Resülüllah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;
"Ramazan ayı geldiği vakit, cennetin kapıları açı8lır. Cehennemin kapıları iyice kapatılır ve şeytan da bağlanır" (Riyazüs Salihin)
Ebu Said el Hudri (r.a.) Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
"Bir kul Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah o gün tutulan oruç sebebiyle o kimsenin yüzünü cehennem ateşinden yetmiş senelik bir mesafede uzak kılar." (Riyazüs-Salihin)
Ebu Hüreyre (r.a.) Resülullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir;
"Ramazan hilalini gördüğünüz zaman, iftar ediniz. Hava bulutlu olursa Şaban'ın sayısını otuza tamamlayınız." (Riyazüs- Salihin)
Orucu Bozup Kefareti Gerektiren Şeyler:
Oruçlu iken her hangi bir şey yemek ve içmek
Cinsel ilişkide bulunmak
Ağza giren yağmur , kar ve doluyu bilerek yutmak
Sigara içmek, enfiye çekmek, esrar, eroin, afyon gibi uyuşturucu maddeler kullanmak.
Kil, kül, toprak, kömür gibi şeyleri bilerek yemek.
Az miktarda tuz yemek. Çok miktarda tuz yemek alışılmış bir şey değildir Orucu Bozup Kazayı Gerektiren Şeyler:
Çiğ pirinç , sade un ve hamur yemek
Bir defada çok miktarda tuz yemek
Yenilmesi adet olmayan toprak yemek
Zeytin çekirdeği ve benzerlerini yemek
Pamuk, kağıt gibi yenilmesi adet olmayan bir şey yemek
Ham (olgunlaşmadan) iken yenilmeyen bir şeyi ham ve çiğ olarak yemek
Ceviz, fındık, fıstık gibi kabuklu bir şeyi kabuğu ile yutmak
Burundan, önden ve arkadan şırınga ile içeriye su göndermek
Buruna ilaç çekmek, kulağa yağ damlatmak
Boğaza kaçan yağmur veya kar suyunu istemeyerek yutmak
Ağza alınan veya burna çekilen suyu hata ile yutmak
Zorlama veya tehdit karşısında oruç bozmak
Dişler arasında kalan nohut büyüklüğünde bir şeyi yutmak
Oruçlu olduğunu bildiği halde istemeyerek ağız dolusu kusmak
Sabah olmuşken olmadığını sanarak yemek yemek veya güneş batmadan battı zannı ile iftar etmek
Cinsel ilişkide bulunmadan, değmek veya öpmek sırasında meni, akıntı gelmesi.
Ramazan orucuna niyet etmeyerek gündüz yiyip içmek.
Kaza orucu; Bilmeyerek orucun bozulması, sonra güne gün tutulan oruca denir.
Kefaret orucu;Bilerek, kasten orucun bozulması, sonra da60gün cezası, bir gün de kazası olmak üzere 61 gün oruç tutmaktır.
Orucu Bozmayanlar:
-Oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek ve cinsi münasebette bulunmak.
-Uyurken ihtilam olmak.
-Karşı cinse bakmak ve düşünmek suretiyle meni veya akıntı gelmesi.
-Karı - kocanın sadece birbirini öpmesi, (öpüşmesi değil).
-Sabaha kadar gusül etmeyip, sabah yıkanmak
-Ağza gelen balgamı yutmak.
-Burundaki akıntıyı içeri çekerek yutmak.
-Denize, göle veya başka bir suya girmek. Su yutulursa oruç bozulur.
-Derinin gözeneklerinden içeri giren su ve benzerleri orucu bozmaz.
-Boğaza toz girmesi veya sinek kaçması.
-İğne yaptırmak, aşı olmak. Bir mecburiyet olmadıkça iğneden sakınmak daha iyi olur.
-Diş yapılırken, çekilirken ağza yapılan uyuşturucu iğnelerde, ilaç yutulmadıkça orucu bozmaz.
-Dişlerin arasında sahurdan kalan nohuttan daha küçük olan bir şeyi yutmak.
-Bıyık, saç, sakal, boyamak yağlamak
-Kendi isteğe dışında kusmak.
-Kendiliğinden gelen kusuntunun, kendiliğinden içeri girmesi.
-Parmak salıp isteyerek azıcık kusmak.
-Kan aldırmak.
-Süs maksadıyla göze, yüze başka maddeler sürmek.
Oruçlu Bir Kimsenin Yapması Güzel Olan Şeyler;
-Sahura kalkıp bir şeyler yemek.
-Sahuru biraz geciktirmek.
Oruç Kime Farzdır?
Oruç;Müslüman olanlara farzdır. Allah'a iman etmeyen birinin oruç tutması farz değildir.Tutsa bile geçerli olmaz.
.Oruç; Akıllı olanlara farzdır. Delilere farz değildir.
Oruç ;Erginlik çağına girmeyenlere farz değildir.
Oruç tutmak için sağlıklı olmak gerekir. Hastalar hastalıkları süresince oruç tutmazlar. Tutamadıkları oruçları Ramazan ayı haricinde güne gün kaza ederler. Yalnız dileyen yolcular, oruçlarını tutabilirler. Hayız ve nifas halinde olan bir kadının oruç tutması geçerli değildir. Bu durumda olan kadınlar temizlendikten sonra, oruçlarını kaza ederler. Oruçlu iken hayız ve nifas hali ortaya çıkarsa, orucu o anda bozulur. Yiyip içebilir, iftarı beklemesine gerek yoktur.
Orucun geçerli olabilmesi için niyet etmek şarttır.oruç tutacak olan, tutacağı günün orucuna mutlaka niyet etmelidir. Her günün niyeti de ayrı ayrı olmalıdır.
Niyet; "Niyet ettim Allah rızası için yarınki Ramazan orucumu tutmaya" demektir. Sahura kalkmakta niyet yerine geçer. Niyeti kalbinden geçirmesi de yeterlidir. Niyetin vakti güneşin batmasıyla başlar,ertesi günü oruç tutulan kuşluk vaktine kadar devam
Orucun Vakti:
Ramazan ayı kameri ayların dokuzuncusudur. Kameri aylar,güneş battıktan sonra ufukta hilalin, yani ayın görünmesiyle başlar. Tekrar ayın görülmesiyle, ayın bittiği anlaşılır. Şaban ayının 29.günü hilal gözlenir. Eğer o akşam hilal görünürse ertesi günü Ramazan'ın birinci günü olduğu anlaşılır.
Günümüzde yapılan astronomi hesapları Ramazan hilalinin ne zaman görüleceğini belirtmektedir
Oruç; takvimlerde belirtilen imsak vaktinden başlayarak akşam vaktine kadar, yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır
İmsak; Oruç tutmaya başlanan vaktin adıdır.
İftar; Akşam ezanı ile beraber orucun açılma vaktine denir.
Ramazan orucu Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretinden bir buçuk sene sonra farz kılınmıştır.
Farz;Allah'ın kullarından kesinlikle yapmasını istediği iş ve davranışlardır
Farz ikiye ayrılır;
a)Farz-ı ayın; Her müslümanın teker teker yapmak zorunda olduğu iş ve davranışlardır. Beş vakit farz namazı kılmak , oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek gibi.
b)Farz-ı kifaye; Bir gurup insanın yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşen sorumluluklardır. Cenaze namazı kılmak gibi.
Vacip; Farz kadar kesin olmamakla beraber Allah'ın insanlardan yapmasını istediği iş ve davranışlardır. Bayram namazlarını kılmak, kurban kesmek gibi.
Ramazan ayı kameri ayların dokuzuncusudur. Kameri aylar,güneş battıktan sonra ufukta hilalin, yani ayın görünmesiyle başlar. Tekrar ayın görülmesiyle, ayın bittiği anlaşılır. Şaban ayının 29.günü hilal gözlenir. Eğer o akşam hilal görünürse ertesi günü Ramazan'ın birinci günü olduğu anlaşılır.
Günümüzde yapılan astronomi hesapları Ramazan hilalinin ne zaman görüleceğini belirtmektedir
Oruçlu Bir Kimsenin Yapmaması Gereken Şeyler;
-Bir şey tatmak.(Yemek yutulmamak şartıyla, kadın kocasının huysuzluğundan dolayı yemeğin tadına bakabilir.)
-Oruçlu bir kimsenin satın alacağı yağ, bal gibi bir şeyi tatması.
-Lüzumsuz yere bir şey çiğnemek.
-Beyaz ve parçalanmaz bir sakızı çiğnemek.Sakızdan mideye bir parça veya bir tat giderse oruç bozulur. Piyasada bulunan sakızların bol şekerli olduğu ve kolay kolay tatlarının kaybolmadığı unutulmamalıdır. Oruç iken sakız çiğnenmemelidir.
-Kendisine güveni olmayan bir oruçlunun karısını öpmesi veya sarılması.
-Tükürüğü ağızda biriktirip yutmak.
-Oruçlunun kendisini güçsüz ve zayıf düşüreceğini bildiği bir iş yapması. Kan aldırmak gibi.
-Serinlemek için ağza ve buruna su almak ve soğuk su ile yıkanmak.
-Oruçlu bir kimsenin cünüp olarak sabahlaması. Mümkünse geceden yıkanması uygundur.
Oruçluya Mekruh Olmayan,(oruçlunun yapmasında bir sakınca olmayan) Şeyler;
-Herhangi bir şeyi koklamak
-Sürme çekmek, bıyık boyamak.
-Misvak kullanmak, dişleri fırçalamak. Diş fırçalanırken macun veya su yutulursa oruç bozulur.
-Ağza su alıp gargara yapmak veya buruna su çekmek.
-İftar duası okumak.
İftar Duası:
"Allah'ım senin rızan için oruç tuttum, sana iman ettim, sana tevekkül ettim, senin rızan için orucumu açıyorum, yarınki orucuma da niyet ettim.
"Ey bağışlaması bol olan Rabbim! Beni anamı-babamı ve bütün müminleri hesap gününde bağışla" diye dua edebilir.
-Orucu hurma gibi tatlı bir şeyle açmak.
-Fakir ve kimsesizlere yardımda bulunmak.
-Çokça Kur’an okumak, ibadetle meşgul olmak.
-Boş, faydasız iş ve sözlerden sakınmak, faydalı işler yapmak.
Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Özürler;
Kendisine oruç farz olan bir kimsenin aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı oruç tutmaması veya orucunu bozması uygundur. Orucunu tutamayan veya bozan özür sahipleri sonradan tutamadıkları gün sayısınca kaza orucu tutarlar.
-Hastalık; Hasta olan ve orucun kendisine zarar vereceğini Müslüman bir doktor tarafından bildirilen kişi, hastalığı süresince oruç tutmayabilir.
-Yolculuk; 90 km. uzaklıkta bir yere gidecek kimse , gece oruca niyet etmeyebilir. Yolculuk her hangi bir sıkıntı vermeyecekse tutması daha iyi olur.
-Hamile olan veya çocuğunu emziren bir kadın, oruç tuttuğu zaman kendisi veya çocuğu zarar görecekse oruç tutmayabilir.
-Kadınların hayız (regl) ve nifas hallerinde oruç tutmazlar. Ramazanda oruçlu iken bir kadın adet görse veya çocuk doğursa, hemen orucunu bozar. Temizlenmedikçe de tutamaz.
- Oruçlu bir kimse açlık ve susuzluktan dolayı hayati bir tehlike ile karşılaşırsa orucunu bozması doğru olur.
-Çok ihtiyarlamış, oruç tutamayacak kadar yaşlanan ve güçten düşen kimseler oruç tutmayabilir.
-Oruçlu bir kimse delirdiği takdirde oruç tutması gerekmez.
|